Dipten Yukarı Do Re Mi

Geçen haftasonu Dostoyevski üstüne bir seminere katıldım. İnsandı aslında konu. Dostoyevski’nin insana, hayata, zamana bakışı, hayatının ve varoluşunun sanatında bizzat anlamlanması. Konuşma derindi, dibin dibiydi. Hades siyah peleriniyle yeraltından çıktı geldi. Gözünü dikti, bakışları içime işledi. Diretti de diretti. Acı, ıstırap, ölüm istedi. Gel dedi, beni mağarasının derinliklerine çekti.

Hayata o derinlikten bakmak.

Dipsiz bir kuyunun, çukurun içinden.

Acıların, ıstırapların, ölümün, karanlığın ta kendisi olmak.

Tüm karanlıkları yaşadıkların, yazdıkların, anlattıklarınla aydınlatmak.

Dipte yaşamak.

En dipte.

Hep.

Yaratıcı gücü o derinlikten yüzeye çıkarmak.

‘Sen dipte yaşamıyorsan gerçek değilsin’ demiş.

Ya hayatın renkleri, hafifliği, neşesi?

Mutluluk yüzeysellik mi?

Ya da yüzeyde yaşamak?

Yaşadığını hissetmek için ölmek mi gerek?

Ya da gerçekliğini farketmek için?

Karanlık eşittir siyah.

Körlük.

Gözünle değil, iç gözünle bak.

Peki.

Siyah eşit değildir renk.

Tamam.

Renk eşit değildir hayalgücü.

Oldu.

Yine de ve yine de,

Ya benim için bu kadar dipte değilse yaşam?

Her gün ölüp ölüp dirilmiyorsam?

Dibe değil göğe odaklıysam?

Gerçek değil, düşünsel miyim?

Yüzeyselliğin dibinde miyim?

…..

İçim dışım Plüto oldu,

Her yanım kuyu, karanlık, hücre doldu.

Dipten çıkasım, kafamı yukarı uzatasım var.

Do re mi fa sol la si do.

Öyle demiş Nils Frahm.

Ooo piti piti.

Hop, parmak Re notasını seçti.

Buyrun size Cuma gecesi güzelliği.

Bugünkü derinlikli çalışmalarıma bu notalar şefkat gösterdi.

Plüto’dan Neptün’e uzanma vakti.

8 Replies to “Dipten Yukarı Do Re Mi”

  1. Az önce bana yorumuna yazdığım cevap aslında buraya ait. Accık değiştirerek buraya taşıyorum: ” Hep telefondan okuyordum, değişmiş buralar. Güz huzuru kaplamış, hele ki fonda “Re” ile!

    “Sen dipte yaşamıyorsan gerçek değilsin” yazıyor yukarda. Ben minik bir “de” ekliyorum oraya: “Sen dipte de yaşamıyorsan gerçek değilsin” diyorum. “Gerçeklik” mühim şey yahu.

    “Ya benim için bu kadar dipte değilse yaşam?” demişsin. Olabilir tabi. Sadece hep gökyüzündeysen (gökyüzüne odaklıysan demiyorum bak) başkasını bilmediğin için kıymetini de bilmezsin gibi geliyor. Yani sanki hep yaratım ve büyümeye sebep olan şeyler kontrastlar. O bulunduğun gök artık sana yer gibi gelmeli ki başka bir göğü arayasın. Uzattım, dibe gittim, karıştırdım di mi? Kısaca yüre’eemize sağlık diyelim o zaman.

    Beğen

  2. Tekrar hoş geldin o zaman. 🙂

    Evet, o ‘de’ kısmına katılıyorum. Benim sorguladığım sürekli gökte olmak veya dibe inmemek değil. Sadece ve sadece dipte yaşayıp dünyaya ordan bakmak. Alıntıladığım ifade, Sayın Dostoyevski, bunu diyor. Dipte yaşamak, oranın yerlisi olmak demek. Bense buna bir yolculuk olarak bakmaktan bahsediyorum. İnip çıkmaktan.

    Dibe inmek, kendi dibimizi keşfetmek kendi gerçekliğimizle tanışmak, onu kabullenmek demek. Buna varım, ama sürekli dipte yaşamak bana çok karamsar bir dünya çiziyor. Oysa yukarıda da hayat var. O da gerçek. Gerçek olmayan bizim yansıtmalarımız, yanılsamalarımız.

    Üşenmeyip buraya tekrar not girdiğin için teşekkür ederim. Evet, yorumlar çok değerli. Sevgiler.. 🙂

    Beğen

  3. Sevgili Talasana, çok güzel ifade etmişsin. Biz reklamcıların ‘renkler daha renkli, canlılar daha canlı’ dediği gibi belki.. 🙂

    Beğen

  4. Değil mi ya! 🙂 Cıvıttım bu ciddi yazıyı malesef. Mazeretim var. Çok Plüto’ya maruz kaldım bugünlerde. Üstümde bir baskı bir baskı. And in the end, it came erupting up from underground!

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s