Kuzey Ay Düğümü’ne Gitmek

Yazın yakın bir arkadaş toplantısında sohbet ederken birden kendimi geri bildirimler içinde buluverdim. Konu tam olarak nasıl gelişti hatırlamıyorum. Belki hayattan konuşuyorduk, belki birine yaptığım seanstan, ama işin odak noktası üç sene önce aldığım işi bırakma kararı sonrası girdiğim değişim rüzgarlarıydı. Olumlayan, onaylayan, takdir eden yorumlardı. Ben yanlarındayken arkadaşlarımın arasında şöyle bir diyalog geçti. Kendime dair bir tiyatro izler gibiydim.

  • Gelişimini takdirle izliyorum Neslihancım. Yazıların, bakış açın, kendini ifaden..
  • Sen gerçekten çok iyi bir dinleyici oldun.
  • Yok canım, benim bildiğim Neslihan hep iyi bir dinleyiciydi..
  • Evet, dinlerdi dinlemesine de arka planda hep kendi bildiği yatardı. Şimdi gerçekten alıcı bir dinleyici oldu.
  • Valla iyi ki böyle bir yola girdin. Senin için çok mutluyum. Kendim adıma da bir sürü şey öğreniyorum…

Gülümseyerek sessiz kaldım. Dinleme kısmıyla ilgili bulanık bir tortu kaldı aklımın bir köşesinde. Unuttum gitti. Üstünden bir altı ay geçmiştir. Birden gündemime gelmesi tesadüf değil.

Bu haftasonu seansım var, çalışıyorum. Karşıma gelen her bir haritada muhakkak kendime dair yeni birşeyler buluyorum. Bir bakıyorum bırakmışım danışanın haritasını, açmışım kendi haritamı, onu anlamlandırıyorum. Belki yolun başında olduğum, hevesim henüz taze olduğu için. Gerçi hocama sordum, on küsür sene sonra da kendinle ilgili şaşırıp keşfettiğin yeni şeyler oluyor mu diye. Tabii ki dedi. Sabit değiliz ki. Her gün değişiyoruz.

Doğru. Değişiyoruz. Doğduğumuzdaki biz değiliz artık. Ölene kadar da şimdiki biz olmayacağız.

Her bir haritada başka konular gündeme geliyor, çalışma ve yazıya dökme şablonu da özel dikim şekilleniyor. Bu sefer kendimi Kuzey Ay Düğümü (KAD) derinliklerine dalmış buldum. Belki kendiminkinin aynısı olmasından (ki daha önce bu KAD’nü hem kendim hem danışanım için çalışıp anlatmıştım) belki de unuttuğum bazı detayları tekrar hatırlamanın zamanı geldiğinden.

KAD ne ola ki derseniz, önce Ay Düğümleri’nden kısaca bahsedeyim.

Her birimizin haritasında varolan Ay Düğümleri Dünya, Güneş ve Ay’ın yörüngelerinin kesiştiği iki noktadan oluşuyor. Biri Güney Ay Düğümü (GAD), diğeri KAD. Bunlar ne işe yarar?

Hayattaki ilişkilerimiz ve içsel yolculuğumuzu anlamak için baktığımız referans noktaları diyebiliriz. Bu dünyada haritamızdaki Güneş ve Ay arasındaki dengeyi bulmaya çalışırız, bu şekilde huzur buluruz. Ay Düğümleri hem Güneş hem Ay’ın kalitelerini yansıtır. Her zaman geri harekettedirler, bu da içsel bir yansıma olarak yorumlanır.

Kuzey-Güney farkına gelince, GAD kötücüldür. Önceki hayatlarda taşıdığımız, bildiğimiz, aşina olduğumuz alanları ifade eder. O bizim formumuz, bedenimizdir. KAD ise iyicildir. Ruhsal olgunlaşmaya adım atmak için gitmemiz gereken karşıt yöndür, üst bilinçtir, bilinmeyendir. KAD-GAD her zaman karşıt iki burcu barındırır. Örneğin KAD’nüz Kova’ysa, GAD’nüz Aslan’dır. Gitmeniz gereken yön Kova, bırakmanız gereken Aslan’dır.

Ay Düğümleri’nin döngüsü 18-19 yıldır. KAD’müze adım atmamız, bunun farkındalığına gelmemiz belki ilk bu yaşlarda, ama daha çok 36-38 yaş aralığında, ikinci döngüde hissedilir. Olgunlaşmaya başlama zamanlarında. Bazen önce, bazen sonra. Bu, bizim bu yaş itibarıyla burcumuzun değişeceği anlamına gelmez. Bildiğimiz birtakım şeyleri yapmak için bilmediğimiz yeni yöntemler kullanacağımız, kendimizi böyle geliştireceğimiz ve tamamlanacağımız anlamına gelir.

Tam yedi sene önce bir danışan olarak astrologa ilk gittiğimde ne KAD biliyordum ne GAD. Seansta benimki bana anlatılmıştı tabii. Dönüp bakınca ne kadarını hazmedebilmişim tartışılır. Şimdi bile notlarıma bakınca ‘evet ya!’ deyip unutuverdiklerim oluyor. Ama hayat unutsan da başka yollardan senin karşına gerçekleri çıkarıyor.

Ne diye girmiştim söze?

Dinlemekle.

Karşındakini dinlemenin en iyi yolunu keşfettim bugün yine. Bu kadar giriş, lafügüzaf o yüzden.

Önce kendini dinle.

Sanırım ben kendimi dinlememekte direte direte bedenim kontrolü ele aldı ve sen dinlemeyeceksen ben de konuşmayacağım dedi, süreci başlattı büyük bir dirençle. Bedenimi duygularım, duygularımı zihnim takip etti ve pıt diye patladı sabun köpüğü. Ya evet, sabun köpüğü. Halbuki ben sanıyordum ki..of neler sanıyordum ki..

İşi bıraktım, ama bıraktığımı pek de farketmedim, öyle avare dolandım. Sonra görüşmeler yaptım, kendime yeni işler biçtim, ııh yok beğenmedim, biraz daha böyle devam dedim. Bu arada bedeni dinledim, eh sonunda, evet, bedenimi dinlemeye karar verdim, yogayı işte öyle merkeze getirdim. Arkadan koşulsuz sevgi arayışına girdim, koşulsuz sevgi verme isteğiyle dellendim, barınaklarda pır döndüm. Dünya-Ay-Güneş, Bey-ben-Coffee, yörüngelerimiz kesişti, koşulsuz sevgi vücut buldu, eve girdi yerleşti, hayat onun etrafında devam etti. Sene sonunda astrolojiyle buluşma öylece, birden, şıp diye cikletten çıkıverdi. Teklifsizce şimdiki hocam, o zamanki astrologumu aradım, hala kurs varsa gelebilirim galiba dedim, o telefonun üç gün sonrası dersteydim..

Daha bir dolu sürgit cümle kurabilirim ve sizi hayatımın yaz yaz bitmez detaylarına boğabilirim. Yok, merak etmeyin. Şimdi Ay Düğümleri’ne bağlayıvereceğim.

Bildiğim, kendimi tanımladığım, ifade ettiğim, kendime güvenip rahat ettiğim kurumsal iş düzeni GAD’m oldu. O olmasaydı bugünkü ben olmazdım. O yüzden temelim bu. Kurumsal hayat, reklam, mesleğim, buradaki bilgim, birikimim, beni ben yapan formum, bedenim. Ancak onu temel alarak, o basamağa basarak bir üst basamağa çıkabilir, KAD’ne gidebilirdim. GAD olmadan KAD’ne gidemeyiz. Bildiğimizin güvencesiyle sırtımızı ona dönüp yenisine hareket ederiz.

İşte şimdi o yöndeyim. O zaman için bilmediğim, son derece korktuğum, önümü göremediğim bilinmezler ülkesinde. İşi bırakmasaydım, aynı yolda devam etseydim ne olurdu? Bilmiyorum, onu seçmedim. Bildiğim şeyse hayatta değişimi benim seçtiğim. İş gitti, yerine neler neler geldi. İş hala aynı iş olsaydı, ne astroloji, ne Coffee, ne yoga, ne blog yazmak, hepsi hikayeydi. Sliding Doors modeli o kurguyu bilmek değil önemlisi. Önemli olan her gidenin yerini yenilerine açması. İş olsun, arkadaşlar olsun, meşgaleler olsun, hayatın ta kendisi olsun.

Bırakırken dinlediğimin farkında değildim. Şimdi açtım kulakları sürekli dinlemede, sabırla beklemedeyim. Olur da iç sesim fısıldar, kapıyı çalar, ya duyamazsam neylerim?

5 Replies to “Kuzey Ay Düğümü’ne Gitmek”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s