Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde Defne adında bir kız varmış. Bu kız farklı bir çocukmuş. Hayal dünyası geniş, dünya gerçekliği masalsıymış. Ondaki bu farklı cevheri gören öğretmenleri Umay ninesi ve Korkut dedesi onu kadim Şaman geleneklerine uygun yetiştirmiş. Hal böyleyken, farklı olduğu için hayatının başından itibaren (ninesi ve dedesi dışında) herkesten, ailesinden, arkadaşlarından, okulundan, toplumdan uyumsuz damgasını yiyivermiş. Adı daha yolun başına Defne’den uyumsuz Defne’ye dönüvermiş.

Bir masal kitabı bitirdim sanki biraz önce. Hem son derece gerçek, günümüzden konular, hem de tarihten kopup gelmiş, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanmış destanlardan parçalar, rüyalar, kıssalar. Buket Uzuner’in Su, Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları romanından bahsediyorum.

Ana hikaye Şaman gelenekleriyle yetiştirilen gazeteci Defne Kaman’ın bir gün ortadan kaybolması, aynı soyadlı Alevi komiser Ümit’in ve Kadıköy sahafı Semahat’in Defne’yi bulmak üzere peşine düşmesi, romanın yüce bilgesi, Defne’nin ninesi, otacı Umay Bayülgen’in de kadim bilgisiyle bu arayışa farklı bir şekilde destek vermesi etrafında dönüyor. Polisiye kıvamındaki akışta bilgi namına yok yok. Şamanizm, Kutadgu Bilig var; Yunus peygamber, Hz. Hızır, Manas destanı ve mitoloji var; dört element su, hava, toprak, ateş var; otacılık, şifacılık var; çevrecilik, doğa, hayvan, insan sevgisi var; alevilik, sünnilik, töreler var; feminizm, çocuk gelinler, kadına şiddet ve kadın cinayetleri var; düzen ve düzen karşıtlığı, toplumun her kesiminin bir temsilcisi var. Evet, romanda çok şey var. Yazıncaya ve eleştirilerini okuyuncaya kadar farketmediğim çok şey.

Kitabı severek, hızla okuyup bitirdim. Daha kapağını kapamadan kafamda yazısını kurgulamaya başladım, fotoğraflarını çektim. Sonra bir hata yaptım, açıp eleştirilerine baktım. Malum, raflarda yerini alalı 1,5 sene olmuş bir kitap. Beklemediğim derecede, zehir zemberek yazılarla karşılaştım. Şaşırdım, etkilendim ve farkettim. Yukarı dökünce aydım romandaki çokluğa, ama eleştirileri okuyup da farkettiğim, bu yüzden hak verdiğim bazı görüşlere dayanarak eleştirmeyeceğim. Zira ben masal okumayı seven bir yetişkin olma yolunda ilerlemekteyim. Romanın hayalgücümü çalıştıran, destanlar, hikayelerle beslenmiş, yanısıra günümüzün gerçekliği, çirkinliği, acımasızlığı, kalıpları kırılmayan, kıt ve tekdüze bakış açısıyla acımış gidişatını sevdim.

Su elementi üzerine bir hikaye olmasından astrolojiye değen noktalar buldum. Bu açıdan tarif edilen karakterlere baktım. Defne Kaman yazın sıcağında, Temmuz’da doğan bir Yengeç. En çok Ay’ı sevdiğini söylüyor. Doğrudur, Yengeç’in yöneticisi Ay. İçe dönük mizacıyla, kitaplar, hayaller, masallar, destanlar dünyasında yaşayan halini su elementinin gelişmiş hayalgücüne ve Yengeç’in temalarına yakın bulurken, sürekli kaçıp gitmesini, ortadan kaybolmasını, okyanusta bir damla, evrende bir zerre olmasını Balık ve Neptün’e atfettim. Yengeç’in kendi kabuğuna çekilme ve gizlenme hali vardır, ama kaçmak, yokolmak bunlar Balık burcunun alanlarıdır. Aynı şekilde doğa, evren, canlı (hayvan, insan, bitki, tüm canlıların yaşamı) sevgisi de. Ne diyoruz? Her zaman haritanın bütününe bakmalı.

Aynı şekilde bencil, kibirli, sürekli merkezde olmayı, ilgi çekmeyi seven, lükse, ihtişama, süslenmeye, gösterişe meraklı Defne’nin ablası Aysu’yu kafamda Aslan, bazen Koç burcunun gölgesi olarak resmettim. Halbuki doğum günü verilen bir yerde bir baktım Şubat doğumlu bir Kova çıktı kendisi. Şok! Kova ve Aslan karşıt burçlar, birbirlerini aynalarlar. Aslan biricik olup sürekli sevildiğini hissetmek, merkezde olmak isterken Kova herkesin eşit olduğuna inanır, herkese eşit mesafede durur, insanlığı sever. İşte o yüzden de birebir ilişkilerde araya mesafe girer, soğuk, uzak algılanır. Kova’nın gölgeleri arasında elitist bir tavır vardır. Örneğin kendi grubunu kurup diğerlerini dışlayabilir, beğenmeyebilir, burun kıvırabilir, ama farklı, otantik olanı seçer. Aysu ve Kova da pek oturmadı kafamda. Onu da haritasını bilirsek belki anlarız diyerek geçtim sonunda.

Kitapta gözlerimin dolduğu ve kendimi tüm canlılarla bir hissettiğim yer yunusla sahaf Semahat’in iletişim kurduğu kısım oldu. Afrika seyahatimizde kocaman, ihtişamlı hayvanları görüp heyecanlandığımı, onlara dokunmak, sarılmak istediğimi hatırladım. Aslan olsun, balina olsun, zürafa olsun. İstanbul’un Boğaz’ında, yelkenliyle açıldığımız Ege sularında yanıbaşımızda çup çup atlayan yunusları görüp çok sevindiğimi bilirim, ama onlarla yüzmek, suya dalıp çıkmak isteği hissetmemiştim hiç. Belki dünyadaki yunusların esir edilip havuzlarda yüzdürüldüğü korkunç turizm yüzündendir, bilemiyorum. Yunusla ilgili dokunaklı kısmı okurken içimden büyük bir istek yükseldi halbuki. Bir yunusla birlikte suya kapılıp gitmek istedim. Onunla göz göze, yan yana, temasta olarak. Sevgili yunus, sevgili can, sevgili ruh.

Ve kitap şimdiye kadar pek farkında olmadığım, farkedince de bir garip hissettiğim, peki bunun bir anlamı var mı şimdi dediğim bir noktaya daha getirdi beni. Biri yunusun içinde saklanıp kurtulan Yunus peygamberin hikayesi, diğeri darda, zorda olanın imdadına yetişen Hz. Hızır’ınki. Bu hikayeler arka arkaya, peş peşe sanki elele tutuşup geldi, karşıma birlikte çıktılar. Neden mi? Benim babamın adı Yunus, hiç tanışmadığım, rahmetli kayınpederimin adı da Hızır.

Noktayı burada koyuyorum.

Bütün bir kitap boyunca komiser Ümit’in cebinden aranınca çalan Dostum Dostum türküsü içimde yer etti. Aşık Mahsuni Şerif’tendi çalma sesi. Kitabı bitirince açıp aradım, buldum, dinledim, başka bir şey daha keşfettim.

Minor Empire.

Toronto, Kanada doğumlu bir Türk müzik grubu. İsimlerini Küçük Asya anlamına gelen Asia Minor’dan ve Türk müziğinde kullanılan minör akorlarından alan Minor Empire 2011’de çıkardıkları Second Nature albümleriyle iki ödül almışlar. Bakın bu albümde ne var.

Ama ondan önce;

Gökten üç elma düşmüş. Biri size, biri yazara, biri de bana.

Ben sensiz dünya malı neylerim, dostum dostum..

8 thoughts

  1. Evvet, Le Grand Bleu. Güzel demişsin. 🙂
    Minor Empire kitabın bana sürprizli armağanı oldu. Hatta Soundcloud’dan takibe aldım.

    Beğen

  2. Bu kitabı ben de bir nefeste okuyup çok sevmiştim, senin yorumlarınla tekrar hatırladım, astrolojik bir bakış açısıyla da bakmış oldum. Eline sağlık 🙂

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s