Hayat biz plan yaparken başımıza gelenlerdir.

Ünlü biri mi söylemişti bunu?

Yazmaya hiç bu kadar ara vermemiştim. Neredeyse onbeş gün olacak. Döndüğümüzden beri kıvranıyorum, nafile.

Seyahatte yazmamam bilinçliydi. İstesem de yazamazmışım. Dört mevsimi yaşadığımız, keyifli olduğu kadar maceralı bir seyirdi. Yaklaşık on senedir yelkenliyle Ege, Akdeniz rotalarında açılmamıza rağmen denizin böyle uzun süre tuttuğunu hatırlamıyorum. Beni deniz tutar, araba tutar, koku tutar, renk, görüntü bile tutar, ama uyumlanır, dayanırım. Bu sefer havlu atıp tatilin ortasında mide bulantısına karşı ilaç aldım ve rahatladım. Tam sallantı, çalkantı, gelgit ve ben bir bütün olmuştuk ki dönüverdik. Şimdiyse kara tutmasındayım, ama çabuk topraklanıyorum. Şükür.

Pazar gecesi döndük. Döndüğümüzün ertesi günü Merkür geri hareketine başladı. Dakika bir gol bir. Laptopumu açtım, kapkara bir ekran. Şarj, pil hak getire. Kaput. Ciddiye almadım pek. Sıfırladı herhalde deyip şarja bağladım. Arada Bey’e mızırdanıp tekno yardım dilendim. Baktım back-up almış mıydın, en son hangi güncellemedeydin, kurtarır mıyız acaba gibi laflar ediyor, eyvah dedim, ayvayı yedik.

Bu elektronik fiyaskoyla karşı karşıya kalınca canım sıkıldı. Nasıl yazacaktım şimdi? Halbuki seyahatte o kadar çok düşünmüş, beynimin kıvrımlarına notlar almış, aldığım notları bulutlara, dalgalara, rüzgara, teknedeki halatlara, bumbaya, cenoaya, direğe asmıştım. Doğal ortamında ipe serdiğim düşüncelerimi özellikle toplamamıştım ki kokusu, dokusu döner dönmez dökeceğim yazıya geçsin. Ammavelakin..ammavelakin..

Elimizde olmayan sebeplerden dolayı yayınımıza geçici bir süreyle ara verdik. Özür dileriz.

Cep telefonumdan kısa bir önsözle teaser yapayım dedim. Yok, istemedim. O kadar birikmiş duyguyu, hissi, düşünceyi, yaşanmışlığı, tatmışlığı, okumuşluğu (evet, seyahatte Harita ve Topraklar’ı bitirdim, yihhu!) birkaç inçlik bir ekrandan dökemeyecektim.

Kendimi Virgina Woolf’la başbaşa buldum. Kendine Ait Bir Oda’yı tekrar baştan okumaya başladım. Daha önce başlamış, bir yerde kalmıştım. Ta 1980’lerden kalma bu Türkçe baskıyı annemlerde yazın buldum. Tam o sıralarda benimkinden başka bir astroloji grubu derste Virginia Woolf’un haritasını çalışıyordu. Bu güçlü kalem, zamanının ötesindeki akıl ve kadın hareketinin öncüsü insan her anlamda heyecan uyandırıyordu insanda. Edebiyata, astrolojiye, mitolojiye, yazmaya, kadına, döneme dair derinlikli konuştuğumuzu hatırlıyorum Woolf üstüne astroloji ekibiyle.

Kendine Ait Bir Oda kadın ve kurmaca yazın üstüne bir deneme. Temelde vardığı nokta bir kadının yazması, gerçekten (fiziksel, duygusal, zihinsel rahatlıkla, üretkenlikle, yaratıcılıkla, bağımsızca, konsantre bir şekilde) yazabilmesi için para kazanmalı, geçimini sağlamalı (o zaman için yılda 500 paund demiş) ve kendine ait, kapısı ve kilidi olan bir odası olmalı.

Örneğin Jane Austen’ın ünlü eserlerini yazarken evde ortak kullanılan oturma odasında, sürekli ev işi, aile, misafirler vesaire ile bölünerek yazdığını, yazdıkları okunmasın, görülmesin (çünkü kadınların o zamanlar düşünmek, okumak, kalem sallamak gibi uğraşlarının olması gülünç, hor görülen, düzen itibarıyla da pek mümkün olmayan birşeydi; bakınız isimsiz, anonim olarak veya erkek takma adlarıyla yazan George Elliot gibi kadın yazarlar) diye üstüne kurutma kağıtları koyup örttüğünü, yazacak kağıdı bitip alacak parası olmadığı zamanlar olduğunu bu sayede öğrendim. Shakespeare’in Judith isimli bir kız kardeşi olsaydı o dönemde nasıl bir hayatı olurdu diye kurguladığı bir sayfalık hikayeciği hayret, dehşet ve gerçekçi yaklaşımına hayranlık duyarak okudum.

Birden bir şimşek çaktı kitabı okurken. Aslında başından itibaren o bilgi önümdeydi, son bölümde flaş patladı. Tam tarihten bahsediyordu. 26 Ekim 1928 günü Londra’da hayat, şehir, insanlar vs.. Günün tarihine baktım. 22 Ekim 2013. Kitabın basıldığı tarihe baktım. Ekim 1929. 84-85 sene öncesinin bu denemesini okumak için seçtiğim zaman ilginç değil mi? İşte o şimşek burda çaktı.

84 sene bir tam Uranüs döngüsüne işaret eder. Uranüs’ün o zamanki ve bugünkü konumlarına baktım. Tüylerim diken diken oldu. 26 Ekim 1929’da Uranüs 8 derece Koç’ta geriliyor. Bugün ise 9 derece Koç’ta gerilemede. Bu ne demek? Uranüs kısaca bireyselleşme, özgürleşme, varolan düzene karşı gelme, eski yapıları yıkma, yeni düzen getirmeyi temsil eder diye daha önce bahsetmiştim. Koç’ta olduğu zaman o neslin görevi her ne ise onu başlatmak, girişimde bulunmak, yapacaklarına öncülük etmek üzere insiyatif alacağına işaret eder. Virginia Woolf kadın hareketinin öncülerinden biri ve bizzat Uranüs’ün yöneticisi olduğu Kova burcu kadını olarak döneminde bunu ne kadar topluma indirgemiş sizce?

Kitapta kadınların yazmasının, ne olursa olsun yazmasının, tanınmasalar, ünlenmeseler, bireysel olarak ‘olmasalar’ bile daha büyük bütün için, toplum için, dönem için, sadece kadınlık değil, insanlık için yazmaları gerektiğini savunuyor, buna teşvik ediyor. Ve diyor ki buna dayanır, devam eder, bu kollektifliğe sahip çıkarsak, bizden yüzyıl sonra yaşayacak kadınlar bunun meyvelerini verecekler, ‘olacaklardır’. Yazar, ozan, edebiyatçı..

İşte ben de elektronik kaput, tekno aksaklık, Merkür retro bahanelerini bir kenara kaldırıp, Bey’in laptopuna sulanıp, Woolf’un önerisini bilmeden geçen sene kendime yarattığım köşeme geçip bu satırları döktürdüm. Kollektif düzene faydası olması, bireyselliğim, özgürlüğüm, yazmayı sevdiğim, odamı ilan ettiğim, 1920’lerde yazamadan, yeteneklerini ortaya koyamadan, sıkışıp kalan, tanınmadan ölüp giden kadın yazar, ozan, edebiyatçı adaylarının ete kemiğe bürünebilmesine 85 yıl sonra katkıda bulunabilmek hayali, gerçekliğiyle.

Seyahat sonrası ilk yazım hiç planladığım, kurguladığım, kafamda yazdığım gibi olmadı. Ama Woolf’un da dediği gibi ‘gerçeklik’ dediğin ancak somutlaştığında gerçek.

Teknede asılı kalan düşünceler rüzgarda uçuşuyorlar, ama birbirimize görünmez bir iple bağlıyız hala. Ordakilerin gerçekliğini de artık daha rahat somutlaştırabileceğimi ümit ediyorum.

Uzun bir ara olmuştu. Uzun bir giriş oldu.

Hoş bulduk.

One thought

  1. Geri bildirim: Geveze « MINDMILLS

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s