Hani bir zamandır değerler, saygı, bel altı konuşmalardan dem vuruyorum ya, tam da bunun üstüne düşünmeme sebep olacak bir ortak yaşam alanı hadisesinin ortasındayım.

Yaz geldi mi oturduğumuz konut bölgesinde çoluk çocuk ortalığa fırlıyorlar. Hava güzel, okullar tatil, bahçe koşup oynanmayı bekliyor. Bizim sitede de anaokul ve ilkokul yaşlarındaki çocuklarda artış var. Kışın sesleri solukları çıkmayan, varlıkları hissedilmeyen bu keratalar yazın çığlık çığlığa tatilin tadını sonuna kadar çıkarıyorlar.

Çocuk çığlıklarını seviyorum. Diyaloglarına özellikle kulak kesiliyorum. Öyle beklenmedik laflar, ifadeler, espriler fırlıyor ki aradan durup not alıyorum olur da anlatır yazarım diye. Arada ayar kaçmaları oldu mu -sataşma olsun, argolu küfürlü konuşma olsun, bağırış çağırış itişme olsun- o zaman çocukları bırakıp ebeveynleri, sorumluları nerede, nasıl davranıyorlar, nasıl tepki veriyorlar, veriyorlar mı diye bakıyorum. Çocuk dediğin büyürken karakterini yavaş yavaş oluşturuyor, ama hem kendiyle hem çevresiyle ilişkisini, sınırlarını ve sınırsızlığını ailesinden gördüğüyle tanımlıyor.

Küçük bir yaz çetesi var sitemizde. Bir tane de elebaşı, diğerlerinden büyük. Çocuk ‘ulan’sız konuşmuyor. Hatta konuşmak demeyeyim, ‘gelsene ulan’, ‘yap dedim ulan’ gibi bağırmak dışında bir ifade duymuyorum oğlandan. Her seferinde bekliyorum kimse birşey diyecek mi, uyaracak mı diye. I-ıh, yok oğlu yok. Küfür kıyamet ufaklıklara giriyor sürekli. Oyun oynuyorlar oynamasına, ama kendini ifade şekli beni dumura uğratıyor duyduğumdan beri.

Bugün tam şok olduğum bir ifade kullandı, ne yapacağımı şaşırdım. Yine elebaşı seslendi diğerlerine. Bir şekilde gelmiyorlar mı ağır mı hareket ediyorlar, tam detayını anlayamadım. En son çığlık çığlığa şunu duydum:

‘Sen hamile misin oğlum? Hamile misin lan? Gessene diyorum hamile gesseneeeaa!!!’

Hamilelik üstünden bir oğlan çocuğun diğerini aşağılaması.

Böyle bir şeye ilk defa tanık oluyorum.

Yerimden nasıl fırlayıp balkondan aşağıya baktığımı bilmiyorum. Hani elebaşının sorumlusu, anası, babası falan yok (herhalde?), ama bir ‘büyük’ insan figürü var diğer ufaklıklardan sorumlu. Hiç mi uyarmazsın? Böyle konuşma ayıp demezsin? Veya ne bileyim, bağırma evladım, insanlar rahatsız olur diye ayar çekmezsin?

Anlamıyorum. Çocukları değil, çocukların büyüklerini anlamıyorum.

Ve burdan şu noktaya geliyorum.

Nasıl çocuklar, nasıl nesiller yetiştiriyoruz? Nasıl yetişmelerini istiyoruz? Bunu düşünüyor muyuz? Düşünmezsek şimdinin eleştirdiğimiz tipolojisindeki diğerini hakir gören, belden aşağı vurmaktan öte gitmeyen, kendi değerini diğerini değersizleştirmek üstünden ifade eden bir düşünce tarzının altına bizzat imzamızı attığımızı anlamıyor muyuz?

Çocuk yetiştirme konusunda birçok sefer ‘çocuğu olmayan anlamaz’ kısmına katılır ve çekimser kalırken bu yorumu yapmak için çocuk sahibi olmak gerektiğine inanmıyorum. Ve iddia ediyorum. Ağacı nasıl eğersen öyle büyür. Ve emin ol ki büyür, ama öyle ama böyle.

İyi de kimin umrunda?

Benim!

Not: Fotoğrafın konuyla alakası yok tabii. Bugün konu çocuklarmış demek ki. Aslan dönemindeyiz ya, çocuklarla ilişki kendini belli etti. Buyrunuz Coffeesever bir lokum evlat Tuna, gülücükler benden ona.

2 thoughts

  1. Çok üzülerek söyleyebilirim ki,özellikle son yıllarda sadece nüfus artışına yönelik telkinlerin yapıldığı,nitelikli bir nüfusdan söz bile edilmediği bir Türkiye’de yaşıyoruz.Ve ne yazık ki yozlaşma heryerde işin kötüsü yüceltiliyor neredeyse…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s