İpiltiyle Gelen Anthony Strong

İlkokul sıralarında öğrendiğimiz sözcükleri cümle içinde kullanmak o kelimenin anlamını doğru olarak öğrendiğimizin ispatıydı. Seneler sonra Cem Yılmaz bunu şovlarında ‘ben kondansatör gördüm’ tadında pek ironik örneklemiştir.

Benim sözcük dağarcığıma yeni eklenenler arasında ipilti, apak, menevişlenmek, koyak* var. Hepsini bu yazıda cümle içinde kullanamayabilirim, doğru bağlamı bulmak lazım.

Dün İstanbul Caz Festivali’nde Anthony Strong konserindeydik. Yeniköy’deki Avusturya Konsolosluğu’nun bahçesinde, değişik bir festival mekanındaydık. Ortam, konser, müzik İstanbul’da bir yaz gecesinin tadını damağıma getirdi sonunda. Ağaçlar altında, çimler üstünde, kimi yere oturup bağdaş kurmuş, kimi ayakta salınan, samimi, çok kalabalık olmayan, ama yeterince dolu bir seyirciyle genç İngiliz caz sanatçısı Anthony’yle keyiflendik.

Evvelki sene konserinde tadı hala damağımızda kalan Jamie Cullum sonrası benzer janrda kim karşımıza çıkarsa Jamie’den mütevellit kendisine haksızlık yapacağız biraz sanırım. Zira öyle bir performans, karizma, konser az olur. Yine de Anthony’ye bu haksızlığı yapmayacağım. Elmalar ve armutlar.

Dört kişilik orkestrasıyla peşpeşe, aralıksız söylediği parçalarla hızlı bir giriş yaptı Anthony Strong konsere. Parçaları tam yaz akşamına, ortama yakışır pürüzsüzlük ve coşkudaydı. Kendisiyse konuşkan ve yeni neslin nimetlerinden faydalanan bir yapıdaydı.

Misal konserin ortasında ‘Twitter kullanan var mı? Ben şimdi sizin fotonuzu çekip bol bol tweetleyeceğim’ dedi. ‘Burdan harika görünüyorsunuz’. Piyano başında telefonuyla seyircinin fotoğrafını çekti. Herkes sessizlik içinde bekledi, kimileri el salladı, zafer işareti yaptı, poz verdi. Komikti.

Sonra ara ara yaptığı küçük, tatlı espiriler aklımda kaldı. Bir parçasını anons etti misal. ‘My ship’ dedi. Ve ekledi. ‘With a P’.

Kendi albümünün yanında Frank Sinatra’dan bir parçaya yer verdi. Önden de seyirciden tezahürat desteği istedi. ‘Herkes Sinatra’yı çok sever, ne zaman bir parçası çalınsa çılgınca alkışlar devreye girer’ diyerek ‘biz de şimdi bir parçasını çalacağız, ben parçaya girdiğimde siz de aynısını yapabilirsiniz, ben de şaşırmış gibi yapıp devam ederim’ dedi. Seyirci olarak kendisini dinledik ve Anthony parçaya girdiğinde ıslıklar, alkışlar, tezahürat koptu. Anthony aniden ‘Oh stop it!’ dedi. ‘You’re embarrasing me’.

Boğazdan bize doğru gelen ipiltiyle bir sağa bir sola, mütebessim bir ifadeyle salındım. Sahnedeki piyano ve İstanbul Caz Festivali afişinin üstünde menevişlenen renkleri seyre daldım. Bir sol avucuma sağ elimle, arada iki el ortada havada el çırpıp tempo tuttum. (Bu detay niye var? Çünkü hangi eli hangi avuca vurarak el çırparsak o beynimizi kullanırmışız – yeni bilgi) Seyirciyi üzmeden kendisi bis yapmak için hemen piyano başına geçen Anthony’yi daha yakından görmek için sahneye doğru, en öne gittim. Son parçayı Anthony’nin hemen dibinde dinledim. Bu İngilizlerden yeni dönemde çıkan harika yetenekli adamlar ne kadar mini mini minyonlar!

Boğaz’ın ipiltisiyle ruha iyi gelen Anthony Strong açılış için güzel bir tat verdi. Devamı bu akşam Melody Gardot ile. Sous les etoiles!

* Cümle içi kullanılan sözcükler Yaşar Kemal’den. Bilen bilir sanırım. O kadar yer veriyor ki bu kelimeleri rüyamda gördüm. Şimdi de yazdım. Bünyeme kattım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s