Bugün yollara düşmek, yol yapmak istedim. Bulunduğum mahalleden çıkmak, üstümde birikenlerden bir nebze arınmak.

Gezi’ye çıkmayı düşündüm önce. Uzak kaldım parktan diye vicdanım yerlerde. Sonra Coffee’yi gördüm karşımda beklemede. Hasta olduğumdan beri onu o kadar ihmal ettim ki. Ne yürüyüş yapabildik ne doğru dürüst vakit geçirebildik. Üç beyaz ekran karşısında sürekli nöbetteydim, ekran nöbeti aralarında öksürüklerdeydim. İyileşir iyileşmez Coffee’yi ekip Gezi’ye çıkmayı içim el vermedi, vicdanımın sesini bir gün daha erteledim.

Arabaya atlayıp karşıya geçsek? Yol, köprü, karşı kıyı, adalara karşı yürüyüş? Baktım iki köprü de kıpkırmızı, trafiğin dibine vurmuş. Okullar mı kapanıyordu bugün? Doğru ya. Karne zamanı demişti çocuklu arkadaşlarım bana. Eh, bu da düştü suya. Başka başka?

Daha fazla beklemekten vazgeçip atladım arabaya, Coffee arkada. Sürdük kendimizi Boğaz’dan aşağıya. Ormana mı gitsek, ağaçlara mı sarılsak? Koruya mı dalsak, sincapları mı kovalasak? Amaçsız gittim bir müddet sahil boyunca. Birden buldum gitmek istediğim noktayı neden sonra. Çektim arabayı kenara.

Yürüdük Coffee’yle taa öteye, sonra geriye. Yürüyüşümüz bitince gölgede bir bank bulduk. Oturduk.

Karşımızda Rumeli ve Anadolu’nun iki tepesi, Boğaz’ın Karadeniz’e kavuşan ağzı. O yönden bize doğru usul usul süzülen bembeyaz bir yelkenli. O beyaz yelkenliden bize barışçıl, temiz bir mesaj geliyor olabilir mi Coffee?

Coffee pür dikkat ufka dalmış gitmiş, burnu sağa sola sağa sola oynamada. Neler geçiyor aklından acaba?

  • Coffee bak yıllar yıllar çok yıllar önce Boğaz yokmuş. Burası bir fay çöküntüsüymüş. Sonra jeolojik hareketlerle iki kara parçasının arası sularla dolmuş, ayrılmış ve Boğaz olmuş.
  • Şimdi ben diyorum ki madem eskiden burda su yokmuş, biz Boğaz’ı dolduralım.
  • Bir güzel burdan karşıya yürüme yolu yapalım. İnsanlar boşu boşuna motor, vapur falan uğraşmasın. Mis gibi yürüsünler, koşsunlar çoluk çocuk şen şakrak.
  • Haa ama suyumuz da olsun dersen onu da düşündüm. Araya yapay dereler, suni göletler kondururuz. Üstüne de köprü.
  • Pffrrr
  • Adı bile var köprünün. Issız Ada!
  • Hrrr, mrrr
  • Canım zaten yıllar yıllar önce bu iki yaka, yaka değilmiş, faymış, birmiş. Orijinalini tekrar sana bana vatana kavuştururuz işte, Boğaz’a ne gerek var? İsteyene de mis gibi dere, gölet, oh sebil su.
  • Grrrr
  • Ne o? Beğenmedin mi? Yoksa anlamadın mı? Yürürüz koşarız birlikte.
  • Vof vuf
  • Bak animasyon da yaptırırım.
  • Hev hüv hev hev
  • Referandum vereyim.
  • Auuuu
  • Aaa Coffee çok ayıp, havlama bakiim. Sen beni dinlemiyor musun? Kime diyorum huu!
  • Uuu uuu uuu
  • Off, aklın fikrin kuşta martıda. Senin gibi ‘kuşçu’ya diyecek lafım yok! Kalk gidiyoruz.

#direnCoffee #direnGezi

4 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s