70’li Nesilden 90’lı Nesile

Günlerdir düzgün uyku uyuyamıyorum. Normal. Çünkü zaman anormal. Hepimiz (burda gerçekten ‘herkes’i kastediyorum) külliyen delirdik. İçimizdeki Uranüs patladı.

Her kafamı yastığa koyduğumda analiz yapmaya çalışıyorum. Nesil analizi, dönem analizi, günlük analiz. Uyumaya çalışırken böyle birşeye soyunmak pek verimli sonuç vermiyor haliyle. Hani diskolarda çatpatçatpat yanıp sönen mor ışıklar vardır ya, o misal flaşlar çakıyor beynimde sürekli, pek bir yere varamıyorum.

Dayanamadım, bu sabah erkenden kalkıp astroloji notlarımı açtım, biraz okuma yaptım. Hayatın anormal akışına rağmen normalleşmeye, varolan düzeni hatırlamaya ihtiyacım var. Hayat devam etmeli bir yandan.

Gezi Parkı’yla birlikte toplumda uyanan başkaldırı ve bu başkaldırının öncüsü 90 doğumlu nesli düşündüm. Bir de ait olduğum 70 doğumluları. Arada 20 sene fark var. Dile kolay.

Astrolojide isyanı, başkaldırıyı, özgürleşme, bağımsızlaşma, bireyselleşme isteğini Uranüs gezegeni temsil ediyor. Objektif gerçeği arama, yıpranmış ve eski olan düzenin değişmesi, sosyal bilinç, insani ve hayırsever yaklaşım da Uranüs’le geliyor; zorbalık, dogma, ideolojik katılık, otoriter tavır, değişim adına değişim de.

Çelişkiyi görüyor musunuz?

Uranüs ağır hareket eden ve bir burçta 7 sene kalarak etkisini uzun vadede gösteren bir nesil gezegeni olduğundan, haritamızda Uranüs’ün konumu içine doğduğumuz dönemde özgürleşme, bireyselleşme, otantik olma ihtiyacımızın hangi alanlarda olduğunu ve bunu nasıl yapacağımızı ifade ediyor.

Benim doğduğum yıllarda Uranüs Terazi burcunda. Ekim 68 – Eylül 75 yılları arası. Bu benim neslimin ilişkiler, ortaklıklar, taahhüt, evlilik, denge, uyuma karşı bir başkaldırısı olduğunu, bu alanlarında özgürleşme, bireyselleşme isteğiyle farklı bir ilişki kuruş biçimi geliştireceğini gösteriyor. Ya da tam tersi. Bu konularda oldukça zorba, dogmatik, duygulardan kopuk, soğuk ve otoriter olduğunu, faşizan bir ilişki kuruş biçimini benimsediğini.

Etrafıma baktığımda 40, hatta 45i devirmiş, çoğu kadın, birçok bekar arkadaşım var. Bir önceki nesilden bizlere aktarılan kendi ayaklarımızın üstünde durmak, çalışıp meslek sahibi olmak, kimseye muhtaç olmamak, birey olmak. Girişimcilik, çalışkanlık, sebat etmek, uyumlanmak (suya sabuna dokunmamak, boyun eğmek) anlamında bu döneme dair taşlar yerine oturuyor. İlişkilerde bireyselliğini ifade etme ve sesini çıkarma konusunda eksi hanesine büyük bir çarpı konuyor. Terazi’nin dengeyi arayıp bulmaya çalışan, karar veremeyen, eşitlik ve adaleti idealize eden entellektüelliğinde Uranüs’ün getirdiği aydınlanmayı bizim nesil kısmen alıp yüzleşebiliyor.

Dünden beri internette dolaşan yaratıcı aktivizmi, cabbar söylemleri, sivri zekayı, dil cambazlığını, spontane müzikaliteyi hayret ve gıptayla izliyorum. Evet, bu nesille birlikte doğmuş olma keşkesini içimden hafiften hafiften geçiriyorum.

Dönüp 90’lı neslin Uranüs’üne bakıyorum. Aralık 88 – Ocak 96 arası doğumlularda Uranüs Oğlak’ta ve Neptün’le kavuşumda. Neptün de Uranüs gibi bir başka uzun soluklu etki eden nesil gezegeni. O da içine doğduğumuz dönemdeki hayaller, soyut, bilinmez alanlar, özlemler, ideallerle birlikte bozulmaları, dejenerasyonu, fantazileri, tatminsizlikleri temsil ediyor.

Yani böyle bir nesilden ne bekleyebiliriz?

Oğlak’ın anahtar ifadesi ‘başarırım’dır. (Terazi ‘dengelerim’ der). Oğlak sonrasını düşünür, hedefe yönelik somut adımlar atar, yapılanır ve topluma fayda sağlayacak somut bir ürün ortaya koyar. Derdi babasını bulmak ve onunla yüzleşmektir. Baba figürü herhangi bir otoriteyle özdeşleştirilebilir. Gerçek babayla da, patronla da, devletle de, hükümetin başıyla da. Bu neslin bağımsızlaşmak, özgürleşmek, başkaldırmak istediği mercii otorite diyebiliriz. 90’lılar kendi bildikleri, seçtikleri yolda, sabırlı, organize ve ciddiyetle bu ideolojilerini somut bir şekilde ortaya koyabilirler. Bir de Neptün’ü eklersek bunu son derece yaratıcı, idealist bir şekilde yapabilirler. Tabii madalyonun her zaman diğer tarafına da bakmak lazım. Gölge tarafında kalırlarsa hayalleri kısıtlayan, özlemleri olmayan, sistematik bir zorbalıkla hedeflerine ulaşmak için sürekli otoriteyle mücadele eden bir yapı da sergileyebilirler. Şu anki görüntü bu iki nesil gezegeninin pozitif aksamlarında.

Bir yandan bütün dünyayı etkisi altına alan Uranüs-Plüto karesi 2015 yılına kadar zaten köklü dönüşümlerin olacağı zamanları, gizli kalan ne varsa her şeyin ortaya çıkıp aydınlanacağını, bu arada yıkımlar olabileceğine işaret ediyor. Bir ölüm olmadan yeni bir doğum gerçekleşemiyor. Gereken ölüm gerçekleşmediğindeyse varolan yaşam gittikçe katılaşarak taşa, kayaya dönüşüyor. Yeniden doğum zamanı geldiğinde dönüşüm çok daha zorlu hale geliyor.

Ben şu anda umut, ışık, aydınlanma, yaratıcılık, özgünlük, özgürleşme ve bireyselleşme tarafında bizden 20 sene sonra gelen bu yeni neslin arkasında olduğumu, onlarla gurur duyduğumu söylemek istiyorum. Vakti zamanında anne-babalarımızın bizler için söylediği ifadeleri kullandığımı gördükçe içimin tuhaf bir ürpertiyle (ve yaşlanma korkusuyla) çalkalandığını farkediyorum.

Madem Neptün de devrede bu nesilde, müziksiz olmaz. Zaten söze ne gerek var, onlar her şeyi sesleriyle, bedenleriyle ortaya döküyorlar.

Ha bu arada, yarın İkizler’de Yeniay var. Her Yeniay bir başlangıç, bir tohum, bir umut demek. İkizler hava burcu. İletişimi, rasyonelliği, bilgiyi, sosyalliği, çeşitliliği, değişkenliği, huzursuz bilme arayışını temsil ediyor. Ben de bu Yeniay’ın bulunduğumuz zaman itibarıyla rasyonel ve objektif yaklaşımlara zemin olmasını diliyorum.

Çapulcu musun vay vay, eylemci misin vay vay..

* Dayanamayıp 70’li nesilden destek olarak tencere tava havası da koyuyorum. Dürttüğü için Ayşe’ye teşekkür. Hadi bakalım.

7 Replies to “70’li Nesilden 90’lı Nesile”

  1. Aynı şeyi düşündüm, biliyor musun? Sonra yazıyı daha çok 90’lılara ithaf ettiğim için koymadım. Sağol Ayşecan. Hatta dayanamıyorum, yazıya koyuyorum. 🙂

    Beğen

  2. Nesil farkini, Neptün’ün yaratıcı yanını ‘müzik’ le örnekleyerek ve Uranüs’ü anlatarak çok güzel vermişsin. Çok orijinal, bence büyük nesil bu orijinallik karşısında çok şaşırdı. Çünkü kurumsal yapilarin icinde bu nesilden cok sikayet ediyor ve onlari kendileri gibi olmamakla cok sucluyorlardi. Hapimize guzel bir cevap oldu! Korku, iyimserlik dolu umitlere donustu ve bunlari toplumsal öncü hedeflere donusturdu ! Öncü nesil gorevini yapti, bakalim uygulamaci nesil ne yapacak? 1962 -69 doğumlular!

    Beğen

  3. Hakikaten. Bizim neslin durumu tek kelimeyle şaşkınlık! Kurumsal yapılarda sonraki neslin eleştirilmesi de indikatif değil mi? Bu nesil o kurumsallığa, ciddiyete ve gelenekselliğe karşı duruyor zaten. Sebat edip devam etmeye alışkın, belki de gücü (ve zayıf karnı) burdan gelen yaşı büyük neslin bu öncü hareketi devam ettirmesi en büyük arzum.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s