Basit Bir Hayat – Bozcaada

Lodosla geldik, meltemle dönüyoruz. Beş günlük ada kaçamağı, araya sıkıştırılmış Dolunay ve Ay Tutulması’yla birçok resim, düşünce, analiz fırsatını beraberinde getirdi.

Bozcaada’ya tatilden ziyade, ailecek taşınıp buraya yerleşmiş arkadaşlarımızı ziyaret için geldik. Şehirli hayatın çarkları içinde dönüp giden çoğunluğa tezat, özenilen, merak edilen, bir gün pılımızı pırtımızı toplayıp güneye yerleşsek hayaliyle yaşayanlara örnek teşkil eden basit ve sade ada hayatının turizm mevsimi dışındaki boyutunun tadına baktık. Bu taze deneyimle basit bir hayattan beklentimi tekrar değerlendirme fırsatı buldum.

Basit bir hayattan anladığım Bey, Coffee ve benim birbirimize yetebileceğimiz, dingin, yeniliğe ve kendini geliştirmeye açık, kendi sınırlarımız veya sınırsızlığımızla tanımlı, bizim seçtiğimiz, bize ait bir hayattan ibaret. Gerektiğinde başka insanlardan, gerektiğinde birbirimizden uzak olabilecek serbestide, yeri geldiğinde dostlarımızı, ailemizi dahil edebileceğimiz samimiyette.

Ormandaki kulübemizin temellerini atarken çıkış noktamız yine bu çerçeve içindeydi. Biz kulübeyi aslında bir orman evinin ön projesi olarak hayata geçirdik. Temelli olarak yerleşmeyi ciddi olarak düşünmedik, ama dostlarımızla nasıl olurdu kısmını uzun uzun konuştuk. Bizim Bey’e kalsa orman, deniz kıyısı farketmez. Toprağa sabit olunduğu sürece özgürlük kısıtlanır. Oysa bir teknede yaşadığında insan, bütün dünya ayaklarının altındadır. Bu konuyu çeşitli defalar tartışıp sonra kendimizi ormanda bir kulübede bulmamız da enteresandır. O da başka bir hikaye. Benim için ise kendi içinde değişim, yenilenme, gitgel olan rutin önemli. Bu nasıl bir rutin derseniz biraz karada biraz denizde biraz havada diyebilirim. Ne tamamıyla bir yere bağımlı olmak ne de herşeyden bağımsız, bağlantısız kalmak. Şehir sabitliği içinde orman kaçamağının basitliği ve değişkenliği bir örnek işte. Sabitlik bir ada olduğunda o bağlantısız bağımsızlıkla eş zamanlı bağımlılık ve birlikteliği seçiyorsun. Bir nevi neo-komün hayatı.

Bozcaada’da herkes birbirini tanıyor. Ada küçük. Ahalisi, yerlisi görünenden de az. Görünenin yarısı anakaradan geliyor diye duyduk. Temelli yerleşimde artış var, şehirden yaşamaya geliyorlar üçer beşer. Bu insanlar arasında inanılmaz bir dayanışma oluşmuş. Hani tüm ada bir mahalle veya köy gibi hareket ediyor, herkes birbirinin çoluğuna çocuğuna sahip çıkıyor. Komşuluk ilişkisinden ziyade büyük kalabalık bir aile durumu var sanki. Esnaf, turizmci, çiftçi, şarapçı, balıkçı hepsi masada bir, eş. Biraz bana kurtarılmış bölge hissi verdi. Ada olması itibarıyla öyle zaten, hem iyi hem kötü anlamda. Geldiğimizin ertesi günü lodos patladı ve feribot çalışmadı misal. Karadan kopuk olduğunda ne yapacaksın? Arabaya, uçağa atlayıp bir yere kaçamazsın. Oraya bağımlısın, birbirine muhtaçsın. Hem sosyolojik hem de fiziksel koşullardan kaynaklı birbirine tutunma hissiyle başbaşasın.

Herkes birbirini tanıyor ya, kişinin kendinden önce haberi dalga dalga geliyor, dedikodusu kulaklara çıt çıt çıtlıyor. Haa Ayşe mi? Biraz önce marketteydi, meydana doğru yürüyordu, şimdi önümüzden geçti durumu. Küçük yerde küçük sohbetlerden, kim kiminle nerede nasıldan kaçınmanın mümkünatı pek yok. O yaşayışın bir parçası.

Adayı ada olarak değerlendirirsek, Bozcaada her zaman kalbimizde ayrı yeri olan, memleketin en nadide noktalarından. Havasını, suyunu, denizini, kumunu değişmeyeceğimiz biriciklerden. Ammavelakin sezonda kalabalığı, stresi çekilmiyor, sezon dışı gittikçe turistik olmaya yüz tutan hali içimizi buruyor. Bu sefer biraz buruk ayrıldık o anlamda adadan. Evet, son geldiğimiz 6 sene öncesine göre iyi şeyler, gelişmeler de olmuş, oluyor, o kesin. Diğer yandan adayı ada yapan doku nereye gidiyor, insan düşünüyor. Her turizm noktası aynı şekilde patlayıp tüketilmeden olmuyor mu? Soru işareti havada asılı kalıyor.

İnsan faktörü her yerde olduğu gibi burda da devreye giriyor. İster basit köy hayatını seç ister büyük şehir hayatını, insan denen canlı o hayatı istediği basitlik, yüzeysellik, tüketicilikte de tutabiliyor, sadelik, derinlik, yapıcılık, korumacılıkta da. Beni hala düşünen, düşünerek üreten, hayata bir anlam katmak üzere konuşan, ilişki ve iletişim kuran yapılar etkiliyor. Basitlik içindeki derinlik işte bu dedirtiyor.

Adadan bize damıta damıta bunları mı aktaracaksın, yok mu şöyle güzel birkaç foto, Dolunay incelemesi, Coffee macerası derseniz, cevabım olmaz olur mu? Yay’da Dolunay ve İkizler-Yay aksında Ay Tutulması olunca geçen Cumartesi, iletişim, ilişki, dedikodu ve yüzeysel bilgiyle hayatın anlamı, prensipler, felsefe gitgelinde ada hayatı bana bunları verdi demeden geçemem. Bundan sonrasını buyursun ada renkleri versin. Masmavi Ege suyu katılmış, sert ada lodosuyla havalanmış basit ve leziz hayatın dokuları Lapseki feribotundan okuyanlara gelsin.

20130527-165510.jpg

20130527-165535.jpg

20130527-165635.jpg

20130527-165706.jpg

20130527-165811.jpg

20130527-165831.jpg

20130527-165857.jpg

20130527-170043.jpg

20130527-170054.jpg

20130527-170501.jpg

2 Replies to “Basit Bir Hayat – Bozcaada”

  1. Ooh ne güzel olmuş Bozcaada, ben de en son 7 yıl önce gitmişim galiba. Blogdaki deniz fotoğrafı da harika olmuş, insana mevsimi bir güzel hatırlatıveriyor 🙂 Ellerine sağlık

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s