Yollarda, İnsanlarla – Éire Come-In

Kaçıp odaya sığındım. İlk yazımdan beri yenisini girmek için fırsat kolluyorum, ve fakat hayat hızlı akıyor. Sürekli yollardayız, ordan oraya gidiyoruz. Sonunda pes ettim. Aralara sıkışamayacak kadar malzeme birikti. Sadece gezme görme babında değil. Ondan daha çok buranın insanına, mizacına, hayata bakışına dair. Gezme görme, yeme içme kısmı sonraya kalacak. Fotoğraflardan merak uyandıracak birkaç atıştırmalık sunacağım, ama ana yemek memlekete dönünce inşallah.

İrlandalıları seveceğimi hissediyordum. Zaten buraya geliş sebebimiz bir İrlandalı. Ayrıca geçmişte İrlandalı bir patronum olmuştu. Onun da bana fikir vermede ayrı katkısı var. Yine de ne demişler? Gelip yerinde görmek lazım.

Muhabbeti seviyorlar. Güzel hikaye anlatıyorlar. Yeme içme (sürekli içme) kültürleri var. Kibarlık, sıcaklık, samimiyet ve girişkenlik doğal olarak geliyor, kahkahalar, fıkralar ortamları dolduruyor. Bazen kendileri fıkra oluyorlar, anlatmaya gerek kalmıyor, fıkrayı sana bizzat yaşatıyorlar.

Otel görevlisi: Günaydın. Bugün nasılsınız? Odanız, konaklamanız her şey yolunda mı?
Ekipteki İrlandalılardan biri: Berbat!
Görevli mütebessim bir ifadeyle beklerken hafif şaşalıyor. Bizim İrlandalı kadının yüzündeki tepkiyi araştırıyor. Kadın olayı hemen çakıp toparlıyor, o da espriye vuruyor. Bu nasılsın bugün/berbat soru cevabı birkaç kere daha tekrarlanıyor. Bizim İrlandalı her merhaba nasılsın diye nezaketen sorana berbat diye cevap veriyor ve hep o yüzdeki ifadeyi araştırıyor.
…..
Ekipten biri barda. Yemek öncesi demleniyor. Yemek sonrası da tekrar uğranır mı düşünüyor.
İrlandalı: Pub ne zamana kadar açık acaba?
Barmen: Kasım’a kadar!
Espriyle milleti avlayan akıllı kendisi de buranın yerlisine avlanıyor. Araştırdığı şaşkın surat ifadesi kendisi oluyor. Bu karşılıklı esprileşme devam edip gidiyor.
…..
Konuşmaları anlayıp anlamama meselesi günden gune değişiyor. Kulağımız alıştı derken Clifden’da oturduğumuz banklarda oranın yaşlısı bir amcaya yakalanıyoruz. Güneş altında kat kat atkı mont eldiven şapkayla dikkat çekiyoruz. Hemen yabancı muamelesinden şehrimize hoş geldiniz muhabbetinin içinde buluyoruz kendimizi. Gerisini gülümseyip thank you diyerek geçiştiriyoruz çünkü amcayı pek yakalayamıyoruz. Türk olduğumuzu öğrenince selam diyor bize üst üste, biz de aleyküm deyip karşılık veriyoruz. Babacan bir edayla atkıma dokunup aman ha üşütme, iyi sarın gibi birşeyler mırıldanıyor. Kırmızı yanakları, okyanus rengi gözleriyle gülümsüyor.

Kırmızı yanak olayı doğru zira rüzgar o kadar sert esiyor ki o yanaklar, alın, burun pençe pençe oluyor. Biz şu an batıda, Roundstone tarafındayız. Bizim Bey misal aynen buralı usulü bir güzel yandı soğuk rüzgardan. Kendisine İrlandalı diyemem ama devşirme olmaya yakınız muhabbet ve iklimle.

Korktuğum karla karşılaşmadım. Aksine Dublin ve bu tarafa geldiğimiz iki gün güneş pırıl pırıldı tepede. Ama ayaz feci. Dümdüz arazilerde Atlantik’ten esen rüzgar içine işliyor insanın. Üstüne dün bozdu, yağmur atıştırdı. Arabayla ordan oraya gittik Allahtan. Yoksa ne yürüyüş ne keyif kalmazdı adamda.

Bugün son gezi günü. Yarın dönüş. Şu Cliffs of Moher’e inmek istiyordum ama bu mevsim uygun değilmiş. Uca kadar yürüyüp inmene izin vermeyebilirlermiş. Öyle fırtınalı, uçurucu olurmuş. Bu memlekete geldiğimde iki tane kesin görmek istediğim yer vardı. Biri Dublin’de Trinity College’daki eski kütüphaneydi. Buna check attım. Hatta hala ordan çıkamadım. Ruhum Trinity’de kaldı. Ayrı bir yazıyı hakeder. Diğeri de Moher’di. O başka sefere kalacak. Yine de hissediyorum. İrlanda bizi bir daha çağıracak. Bu tadı damağımızda kalan seyahat ilerde bütünlenip tamamlanacak.

Hadi ben yola düşeyim yine. Ayıp olmasın. İrlanda bizi bekler. Bize de son bir kavuşup vedalaşmak düşer.

4 Replies to “Yollarda, İnsanlarla – Éire Come-In”

  1. ee kolay mı bono’nun memleketindesiniz:) o pembe yanaklar da irish whiskey neticesi, ayaz değil

    Beğen

  2. Detaylı !!..:)) anıları,fotoğrafları ve elbette dönüşünüzü sabırsızlıkla bekliyorum.Bunlar tadımlık.Sevgiler…

    Beğen

  3. Ehh Ayşecim. Not only. 😉 There’s Guinness, there’s Yellow Spot, there’s Black Bush, BUT there IS definitely the climate. 😉

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s