Rutinlerle hayata bağlanmak, sıkı sıkı tutunmak, sonra bunları kırıp yeniye kucak açmak, taptaze, bilinmeyen, zihnin görmediklerine alan yaratmak.

Satürn’ün ailemizin haritalarında aldığı uzun soluklu transitle eve bağlanmış durumdayız. İçe dönüğüz, kozamızdayız. Hem evin hem kendi içimizin odalarında bir köşeden diğerine dolanıyoruz. Nerde ne var, kim var, kaç tane biz var, sadece biz mi var, başka başka benler mi var, eksikler fazlalar mikroskopik incelemedeyiz. Dışa dönük mizaçlarımızın bu derece eve dönük hali geçmiş senelerin bir nevi telafisi belki de. İstediğin için durmak, içerde kalmak, sürekli koşma hallerinden vazcaymak.

Hayatta ardı arkası kesilmez yapılacaklar arasında durup nefes alabilmek nasıl büyük bir özlem haline geliyorsa, tersi söz konusu olduğunda da harekete geçmek, sabitliği kırmak o denge ihtiyacını içten içe hissettiriyor insana. Yeniye, değişime özlem, ağır ağır da olsa, uzakta bir yerde, çağırıyor bizi üç vakte.

Dün 4. dönem astroloji dersleri başladı. Yeniden biraraya gelmek, bu bağlamdaki rutini devam ettirmek zincirin gevşemiş halkalarını sağlamlaştırdı. Yeni bilgiler ve paylaşım atalete dalmış akışı yeniden canlandırdı içimde. Yeni bir göze kavuşmaya başladığımı hissettim. Evet, yeni bir göz.

Yeninin, bilginin, öğrenmenin verdiği heyecanla eve dönüşe geçtim. Yeni göz yeni renkler görmek, yeni sesler duymak, yeni kokular almak istedi. Evden gelen birkaç siparişi almak için süpermarkete uğradım. Reyonlar arası avare dolandım. Gözüme, burnuma takılan var mı bakındım. Şarap kısmında vakit geçirdim, aradığım ilhamı tam bulamadım.

Sonra eczaneye uğradım, bir iki vitamin takviyesi yaptım. O sırada gözüm ordaki mini mini dizi dizi ojelere kaydı. Aha! Renk takviyesinin ufak çaplı desteği geldi. Böyle bir girişle işi nasıl ojeye bağlayabiliyorsun demeyin. Yeni göz o renkleri gördü ve seçti, içte birşeyleri pıtı pıtı ettirdi. İki tane renk kaptım. Karayip denizlerinin açık turkuaz sularını, kuzey Avrupa’nın güneşsiz, koyu renkli gri bulutlarını. Çantama biraz tropik, biraz kutupsal iki renk attım, eve vardım.

Evde tanıdık kokular vardı. Etli kurufasulye. Bu yeni gözün şerefine kaldırdım kadehimi, kaşıkladım etli fasulyeyi. Damak tadı burdan, görsel malzeme uzaklardan olsun deyip güzel bir film çekince canımız, perdeyi indirdik. Yeni göz yeni diyarlar arayışıyla gidilmemiş yöreler, keşfedilmemiş doğalar, bilinmedik denizler görmek istedi. Samsara çıktı önümüze. Yerleştik, Coffee’yi de ayağımızın altında hissettik.

Samsara, Baraka‘nın yönetmenlerinin biraraya gelip 5 senede 25 ülkede çektiği bir belgesel. Hindistan’dan Etiyopya’ya, Brezilya’dan Çin’e, Kabe’den Nemrut Dağı’na, Namibia’dan Tibet’e, Filipinler’den Amerika’ya, Japonya’dan Fransa’ya ve daha nicelerine uzandık. Seyrettiğimiz doğa harikaları ve insan yapımı güzellikler bir kenara, insanların toplu hareketlerini izlediğimiz Kabe etrafındaki tavaf ve toplu namaz, Çin’deki resmi geçitler, Endonezyalı kızların 1000 el dansı, Tibet’teki budistlerin renkli kumlardan ince ince tasarım yapmaları nefes kesici planlardandı. Yeni rotalar çizmek istedi yeni göz. Yeni ilhamlar almak. Yeniye yelken açmak.

Sand Mandala

Sonra Mart sonundaki seyahat geldi birden aklıma. Zümrüt Ada‘ya doğru şöyle bir uzanma vardı ufukta. İşte işte, yepyeni renkler, bambaşka denizler, keşfedilecek kokular, tatlar için fırsat ayağımızda. Vakti zamanında kendisine ithaf ettiğim blog yazısına cevap geldi resmen, teşekkürü elden vereceğiz gidince gönülden.

Yeni renkler, yeni tatları keşfetme yolculuğuna doğru vagonlar yoluna koyulmuş tıkıdı tıkıdı gidiyor raylarda. Yeni ses arayışına cevapsa bugün geldi, çağrıyı duydu kozmik dünya. Bu arayış kora ila tanıştırdı beni. Sesini duymuş, cismine tanık olmuş, adını bilmemiştim. Şimdiymiş zamanı. Kora, yarım kesilmiş su kabağı üstüne inek derisi gerilerek yapılan çoktelli bir Batı Afrika çalgısı. Sesi arp gibi. Yumuşacık. İncecik. Zarif. Tarifi bırakıp deneyime davet edeyim en iyisi sizi. Sözler yetersiz, sesler benzersiz.

Yeni bir göz üçleme için kolları sıvadı. Hepsi yeni bilgiye, öğrenime, keşfe hizmet edecek önümüzdeki günlerde. Ve tabi bitmeyen büyümeye, gelişmeye.

Satürn bizim içe dönme aleminde daha bir iki sene misafirliğini sürdürecek. Biz de arada bir dışa dönüp, değişikliklerle nefes aldıracağız bu yoğun döneme. Yeni bir göz demek, yepyeni mesajlar, yeni bakış açıları demek. Oturduğun yerden arada bir kalkıp öteye uzanmak, sonra dönüp aynı yere oturup o öteye yeniden bakmak.

Yeni bir göz artık bizimle.

One thought

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s