Bir daha dünyaya gelsem çok özel bir yeteneğimin olmasını isterdim. Güzel bir ses. Yetenekli bir beden. Müziği konuşturan eller, ayaklar. Başka bir dille dünyaya ulaşan anlamlar, ifadeler. Ve bu yeteneğin anlam bulacağı bir diyarda yaşamak. Gelişmiş memleketler söz konusu olduğunda içten içe özendiğim, gıpta ettiğim olgulardan biri bu. Sanatın insan bedeninde, ruhunda, toplumda, hayatta anlam bulması. Gözle görülür, elle tutulur, dokunulur, koklanır, hissedilir, tadına bakılır derecede 5 duyuya ve ötesine hitap edebilmesi.

Dün bir seansım vardı yine. Geçmişten yakın bir arkadaşımın haritası üstüne konuşurken konu yeteneklerin ülkemizde ne kadar yaşayabildiğine, çocukluktan ne kadar yönlendirilebildiğine, toplumdan aileye, çocuğa akan bilginin ne kadar tek tip -iş, güç, meslek sahibi olmak, bunun için okumak, çalışmak- olduğuna geldi. Bu bir suçlama ve sitem değildi, tespitti. Ki bu ülkenin koşullarında dürüst, ahlaklı, çalışkan olmak üzere eğitildiğimiz, iyi okullarda okuduğumuz, meslek sahibi olduğumuz ve ayaklarımızın üstünde durmayı öğrendiğimiz gerçeğinin farkındalığıyla yaptık bu tespiti. Bizden önceki neslin biz çocuklarına aktardığı en önemli erdem buydu belki de. Okuyup meslek sahibi olmak, çalışıp kendi ayaklarının üstünde durmak, kimseye muhtaç olmamak. O okullar, meslekler ayrı bir önem taşıdı bizler için ve bir fabrikadan çıkmış bireyler yetiştirdi. Ancak otuzlu yaşlara gelince sorgulamak aklımıza geldi. Belki koştura koştura çalışmaktan anca zamanımız oldu, belki de anca sorgulamak için düşünmek aklımıza geldi.

Gece kafamda böyle fikirleri tartarken Pazar akşamına uyacak bir film seyretmeye karar verdik. Hem kendi adıma üstümdeki seans sonrası enerjiyi dağıtmak da iyi olabilirdi. Seans sırasında her şey yolunda giderken bittikten 1 saat sonra küçük düşünce kutucukları oluşturarak senaryo yazmaya müsait olabiliyor benim aktif zihnimin değirmenleri. Fırfır dönüp analiz yapmaya başlayıveriyorlar. Açtım Netflix’i, baktım instant que’ya koyduğumuz filmlere. Geçen sene film festivalinde göremeyip listeye aldıklarımızın arasında dolaşırken Pina çıkageldi karşıma. Tamam dedim, Pina.

Ah, Pina.

Nerden başlayacağımı bilmiyorum gerçekten. Hala filmin etkisindeyim, bu dünyada değilim. Bir kere nasıl oldu da bu filmi seyretmeyi bu kadar geciktirdim diye üzüldüm kendi kendime. Sonra da dünkü konuşmaların üstüne seçmiş olmamın ne kadar anlamlı olduğunu farkettim. Bilinçaltı çalışmış yine.

İnsan denen canlının diğer canlılardan üstünlüğünü ortaya koyan kelimelerle konuşmak, kendini sözlü olarak ifade etmenin solda sıfır kaldığı, o kelimeleri bile doğru dürüst kullanıp kendimizi anlatamadığımız bir dünyada, insan bedeninin, ruhunun, yüzün, ellerin, kolların, saçların (evet saçların), ifadelerin, hareketlerin, küçücük ve kocaman bir hareketin, tek başına hareketin, birlikte hareketin, hareketleri çevreleyen elementlerin, suyun, toprağın, taşın, kayanın, itme-çekmenin, uçma-düşmenin, sarılma-kopmanın içimde taa nerelere kadar ulaştığını hissetmek, orda kalakalmak, nefes alamamak, sonra nefes alıp yaşadığını farketmek, dansla, müzikle akıp gitmek akıp gitmek, nokta virgül koymadan bunu ifade edebilmek..

Bundan fazlasını yazmam mümkün mü emin değilim. Benim yerime filmin yönetmeni Wim Wenders konuşmuş.

Yeni bir Sanat Dalı

Hayır, sahneyi alıp götüren bir fırtına esmiyordu

Sadece..danseden insanlar vardı

Bildiğimden farklı şekilde hareket ediyorlardı

Ve içimde birşeyleri daha önce hiç olmadığı gibi hareket ettiriyorlardı

Bir müddet sonra boğazımda bir yumru hissettim

Birkaç dakika sonra da kendime inanamayarak

Duygularımı akışına bıraktım

Ve durdurak bilmeden ağladım

Bu daha önce hiç başıma gelmemişti

Belki hayatın içinde, ya da sinemada olmuştur

Ama bir prodüksiyonun provasını izlerken değil

Hele koreografiyi hiç değil

Bu ne tiyatroydu ne de pandomim

Ne bale ne de opera

Pina, bildiğiniz üzere,

Yeni bir sanat dalının yaratıcısı.

Dans tiyatrosu.

Hareketler

Şimdiye kadar hareketler beni hiç böyle etkilememişti

Her zaman varolan birşey olarak bakmıştım

İnsan hareket eder işte. Her şey hareket eder.

Ancak Pina’nın Dans Tiyatrosu sayesinde

Hareketlere, ifadelere, tavırlara, davranışlara, beden diline değer vermeyi

Ve çalışmaları sayesinde bunlara saygı duymayı öğrendim

Her seferinde, Pina’nın çalışmalarına yıllar içinde baktığımda, tekrar tekrar

Şunu yeniden öğrendim, üstümde şimşekler çakıyor gibi hissederken,

Her zaman en basit ve en bariz olan, bizi en çok etkileyendir.

Bedenlerimizde ne hazineler saklı, bunları kelimeler olmadan ifade edebilmek,

Ve bir tek cümle kurmadan kaç tane hikaye anlatabilmek.

2009 yılında hayatını kaybeden, ünlü Alman dans koreografı, Tanztheater’ın kurucusu Pina Bausch‘un anısına Wim Wenders’ın yönettiği bu olağanüstü film Almanya’nın 2012 Oscar Ödülü adaylarındandı. Soundtrack parçalarından The Here and After da en iyi belgesel müziği dalında adaydı.

İşte, bu filmi seyrederken içimden yeniden doğmak, dünyaya yeniden böylesi bir yetenek, böylesi bir dille gelmek geldi. Pina paralel evrendeki hayallerim ve özlemlerimin her bir noktasına ayrı ayrı dokundu, beni benden alıp bambaşka diyarlara götürdü. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, hareket ve ifadenin her şeye yettiği, yetmenin ötesinde insanı bütünlediği diyarlara.

Böylesine yükselmiş giderken, dönüp tekrar son seansı ve konuştuklarımızı düşündüm. İçimden, ben yetişememiş olsam bile benim neslimin çocuklarının yetişeceği, böylesi yeteneklerin parlayacağı, sanatın hayat ve anlam bulacağı, başlı başına özgür bir ifade ve dil olacağı bir memleket hayaliyle yattım.

Evet, Kova dönemi başladı. Daha iyi, kendini özgürce ifade edebilen, yenilikçi bir toplum isteği içimde Pina sayesinde canlandı. Teşekkürler Pina!

4 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s