Coffee & Gandalf – Season II Episode I

Bekleyen Derviş

Evet sevgili takipçiler, yine bir Coffee ve Gandalf dönemiyle karşınızdayız. Yazılarımı sene başından beri okuyanlar süreli süresiz ziyaretleriyle evimizi şenlendiren, Coffee’nin bir numaralı arkadaşı, kuzeni, ne-senle-ne-sensizi Gandalf’ı hatırlayacaklardır. Kendisiyle yeni tanışacaklar ise 1. Sezon’dan bir kuple giriş için buraya bakabilirler.

Gandalf’ın bu seferki ziyareti nispeten daha kısa. 15 gün. Yine de bu ikilinin tekrar bir arada olmaya alışmaları ve aynı evde yaşamaları için fena bir süre değil. Sezon II nasıl başladı biraz anlatayım.

Seyreden Romantik

Bir zamandır Coffee’nin sokakta rastladığımız komşu köpekleri, mahallenin sokköleriyle ne kadar oynaşıp koşturduğundan ve sanki bir arkadaş özleminde olduğundan bahsediyordum. Geçen hafta Perşembe gecesi Gandalf’ın teyzesi ve eniştesi küçük atı eve teslim etmek üzere bize geldiler. Kapının çalınmasıyla Coffee klasik kapıya koştu, kapı açılmadan kapının kenarlarını, dibini koklamaya başladı. Anladı gelenin kim olduğunu. Açar açmaz dışarı Gandalf’ın yanına fırlayıp bir öpüşme, bir koklaşma hasıl oldu ki gırla gitsin. Bir müddet bu ikilinin kavuşup özlem gidermelerini bekledik kapıyı kapayıncaya kadar.

İçeri girer girmez Coffee içerden oyuncakları getirmeye başladı. Ordan oraya koşuyor, marifetlerini gösteriyor, Gandalf’ın altına giriyor, üstünden çıkıyor. Bir heyecan bir mutluluk. Gandalf’sa tedirgin. İçeri girmesiyle bunlar beni ne zaman bırakacaklar acaba endişesine girdi belli. Oturmadı bayağı bir süre. Hep ayakta. Teyzenin, eniştenin dibine gidip burun atma, pati koyma, arka arka gidip poposunu yaslama, sonra da dönüp kapıya yönelme durumlarında. Her ayağa kalkış bir hareketlenme. Acaba gidiyor muyuz, beni de götürüyorlar mı, yoksa bırakıyorlar mı mesajları her yanından akıyor oğlanın. Bu endişeyi gidermeye yönelik teyze ve enişte 1 saat kadar oturdular. Bu arada oğlanlar biraz daha yerleşti, gevşedi. Ben zaten gündüzden geçen sene ikisinin yanyana yattığı şilteleri salona çıkarmış, Coffee’nin yatağının yanına da Gandalf’ın yattığı minderi havlusuna sarıp koymuştum. Bu vakte kadar ilgi gösteren olmadı, zira ikisi de kimden daha çok ilgi toplarım derdindeydi.

1 saat hoşbeş, alışma, rahatlama sonrası ayrılık vakti geldi. Öpüştük, koklaştık, yolcu ettik görümceleri. Kapıda bütün vedayı seyreden oğlanlar kapının kapanmasının ardından yerlerine geçip yerleştiler. Coffee Gandalf’ın kalıcı olduğunu anladı, Gandalf da bize döndüğünü.

Herkes yerini gayet iyi hatırladı. Gandalf salondaki şiltelerden sağdakine yerleşti, Coffee soldakine. Derin uyku vakti geldiğinde baktım küçük at gitmiş içerdeki minderine kıvrılıp yatmış. Oooh, Coffee’nin yatağını boş buldum, yatayım yok, ya da oh şu kanepe de iyiymiş, üstüne çıkıp serpileyim yok. (Henüz)

Ertesi sabah ilk ikili yürüyüşümüzü yaptık. Eyvaah! Bunlar birlikte yürümeyi unutmuşlar. Gandalf çok heyecanlı, ileri adım marş şeklinde çekmekte. Coffee’yse mahallenin dayısı, korunun köpeklerine karşı Gandalf’a gösteri yapacak diye, hevv, hüüvv, bööğğ, büüğğ tiz sesiyle viykviyklenmelerde. Gandalf büyük köpek, çekti mi adamın beline, omzuna, koluna falan derken ciddi yük bindiriyor. E Coffee de orta boy skalasında fena değil Allah için. Aman dikkat edeyim, bir tarafı sakatlamayayım diye diye bayıra kadar alı al moru mor tırmandık, düzlüğe vardık. Bayırda kayışlarını açmamla her zamanki koşturma yarışına giriştiler. İki uzun, sarkık kulaklı köpeğin ok gibi fırlayıp yarıştıklarına arkalarından şahit oldunuz mu bilmiyorum. Hem komik hem de estetik oluyorlar. O kulaklar yukarı aşağı yukarı aşağı havada bir metronom gibi dink donk inip kalkıyor. Gandalf uzun ve yüksek olması itibarıyla küçük bir tay gibi uzayıp sıçrarken, bizimki de ona yetiştim yetişecem diye yere yaklaştıkça yaklaşıp altına girmeye çalışıyor. Güzel bir fonda, tempolarına uygun bir müzikle iyi klip malzemesi verirler.

Bayır Kuyrukları

Serbest koşma, birbirleriyle yarışma, komşu köpekleri Pamuk ve Tosun’la koklaşıp bir güzel havlaşma seansları sonrası biraz adrenalin harcayıp sakinlediler. Çağırdığımda geldiler, bağlanmayı beklediler, uygun adım dönüşe geçtiler. Yola çıkmamızla bir sokköyle burun buruna geldik. Coffee dayılandı, Gandalf çekmeye başladı, ben müdahale edinceye kadar da sokkö korkup kaçtı. Tabi bizimkiler peşinden gitme derdindeler. Onlar havlıyor, ben hayır diyorum. Onlar ileri atılıyor, ben geri çekiyorum. Karşılıklı irade mücadelesindeyiz itiş kakış. Dedim bu böyle olmayacak, oturuyoruz.

Oturduk yoldaki yüksekçe duvar kenarına. Arabalar geçiyor, biz seyrediyoruz. Sokkö uzaktan gelip bakıyor, biz inatla oturuyoruz. 5-10 dakika oturduk orda öylece. Her hareketlenip gitmek istediklerinde oturttum yerlerine, beklettim ayağımın dibinde. Nefesleri düzene girince hadi kalkın dedim, biraz daha yolu uzatmaya karar verdim. İkisini de kayışlarından dizlerimin dibinde tutup kendime yakın markaj ara sokaklarda yürüttüm. Ritmi yakaladık. Uydun adım bir ki bir ki, tırnaklar yere sürter çıtçıt, pıtpıt.

Uygun Adım

Bu başı çekişmeli sonu sakin ritimli talim sonrası döndük eve. Sırayla patileri, bacakları silindi. İkisi birden ayrı ayrı kafasından, poposundan sevildi, okşandı. İşlem tamam, hadi dağılın bakalım dedim demesine de hop, eş zamanlı oturup bakmaya başladılar bana. Yürüyüş, ritim unutulmuş, ama yürüyüş sonrası ödül unutulmamış. Eh, çıktığımızda durum vahimdi, ama dönüşte çaba sonrası düzelme gözlemlendi, ödül hakedildi. Verdim ben de ikisine birer kurabiye. Kibarca elimden alınan ödüller şapada şupada yutuldu anında. Pestil bir şekilde geçildi köşelere, biraz gerinip, sonra serilip, sonunda kendilerini bırakarak horlamalara teslim oldular bile.

Ödül Bekleriz

Bu anlattığım ilk gün ve geceden beri 3 gün geçti. Asayiş berkemal. Gandalf’da mahsunluktan eser yok. Arada içerden tenis topunu kapıp geliyor. Malum kendisi bir tek onunla ilgileniyor. Sırtımda, kucağımda, kolumda ağzıyla çevirip çevirip oynamak istiyor. Normal zamanda tenis topunun yüzüne bile bakmayan Coffee’yse ağzında bir öten peluş, önünde başka bir tenis topu benimle ne zaman gelip oynayacaksın diye yerinde ses etmeden bekliyor. Arada Gandalf kendi topunu kaçırdığında hem onun hem kendi topunu yakalayıp ağzında tutmaya çalışıyor, beceremiyor. Geçen sezondan bu sezona fark, mahzun Gandalf gitti, mahzun Coffee geldi. Bey ve bendeki genel hissiyat bu. Biz de Gandalf’ın uyukladığı ya da yanımızda olmadığı zamanlar Coffee’yi gizli gizli sevip ayrı ilgi gösteriyoruz, senin yerin her zaman ayrı ve değişmedi der gibi.

Bu ikilinin birlikteliği bizim için her zaman gözlemlemeye ve öğrenmeye değer. Evde Bey’le sürekli birbirimize ‘bak bak napıyor, seninkine bak’ diyor, ‘çaktırmadan, kıpırdaman uzan ve durumu gör’ diye bazen sözle bazen gözle sürekli mesajlar veriyor, nispet yapıyoruz. Kim kimi daha çok seviyor, kim kime daha çok sırnaşıyor, bizim aramızdaki yarış bu. E sadece Coffee ve Gandalf yarışacak değil ya!

İşte Sezon II Bölüm I girişi böyle. Sanırım önümüzdeki 10-15 gün içinde bir iki bölüm daha çıkacak mini dizi kıvamına geliriz bu ikiliyle. Geçen sene yılbaşında beraberdik, bu sene de şükür ayrı düşmedik. O zamana dek bu bloga başka kimbilir ne hikayeler doğar diyerek, Coffee & Gandalf Sezon II’nin ilerleyen bölümleri için bizi izlemeye devam edin.

Sevin Bizi

5 Replies to “Coffee & Gandalf – Season II Episode I”

  1. shompiler sizi:) eline sağlık neslispor afacanları iyi idare etmişin. fotoları zuzuya gösterdim bu arada, önce ben de poz veririm ne var şekli “upuzun zuzu” pozu verdi; zira gördüğüm en uzun kedi, sonra da aynen benle ilgilen ben bi kediyim tribine girdi.. öpüldünüz hepiniz

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s