Uzun bir günün sonu. İçinde çoluk çocuk büyük genç var, koşma parkurlu Merrel Mud Race İstanbul (Çamur Yarışı) var, deniz kenarında, kumda çıplak ayak yürüme var, Coffee’yle oynadığımız ‘taşı at-taşı getir’ var, açıkhavada mangal ve sohbet var. Sonunda da eve kendimizi nasıl attığımızı bilemememiz.

Bey güneşten yanmış, yüzü kırmızı. Ben iyot, kum yemiş, tuzlu ve kuru. Sıcak bir duş iyi geliyor. Biraz devriliyorum.

Coffee de pestil. Mama saati gelmesine rağmen ortalıkta dolanıp vıkvık etmiyor. Yine de gönlüm elvermiyor, fazla uzatmadan kalkıyorum, yemeğini ve mangaldan kalan paketlettiğimiz etleri veriyorum. Birkaç hamlede yutuyor oğlan hepsini. Boş kabını yalıyor uzun uzun. Suyunu içiyor. Sonra tekrar yalıyor kabını öne doğru ittire ittire.

Bey içerde horluyor. Bir, iki, üç, hor. Bir, iki, üç, hor. Hor-hor-hor, hır-hır-hır.

Ben uyanığım. Hem bedenim hem zihnim. Okuyamadığım gazeteleri açıyorum göz atmak için. Grinin 50 Tonu (Fifty Shades of Grey) almış başını gitmiş, her köşe onu yazıyor. E.L. James Orhan Pamuk’u duymamış, ilk olarak Elif Şafak’ı okuyacakmış. Hıh. Burun kıvırıyorum.

Akşam için salata yapıyorum kendimize. Kıvırcık salata, haşlanmış karnıbahar, ton balığı, turp ve tatlı mısırlı. Bir de yeni evlilerin Sardunya’dan getirdiği acılı pane carasau. Yanına su ve soda. Bir aylığına içki içmemeye karar verdim. Ara sıra ondan bundan otlandığım sigarayı da kardeş düğününden sonra şırak diye kestim. Biraz detoks olsun cilt parlasın, eksikliği yarasın.

TV’yi açıyorum. Haberler. Suriye, Altın Portakal, erken seçimler. Bildik, tanıdık, şaşırtmayan hikayeler. Felix şaşırtıyor ama. Bombastik buluyorum. Kendimi stratosferden aşağı saldığımı düşünüyorum. Karanlık bir heyecan. Uuuu.

Bey kalkıyor, şimdi Coffee içerde uyuyor. Yemek sonrası yatağına dik pozisyonda, kafası aşağı sarkarak, derin nefesler alıp veriyor.

Dizi zamanı geliyor sonra. Pazar akşamının en sevdiğim yanı yemek sırası dizi furyası. Newsroom’u severek takip ediyoruz. Bugün bir başkasına daha başlıyoruz. Political Animals. Sigourney Weaver’ı es geçemiyoruz, ilk bölümünden sonra devam etmeye değer buluyoruz.

Coffee kalkıp yanımıza geliyor. Yere yatıp kafasını iki patisinin arasına alıyor, sıkıştırıyor da sıkıştırıyor. Mutlu köpek. Sevilmek istiyor. Bugün için bize teşekkür ediyor, elimizin, avucumuzun, ayağımızın içinde şımarıyor, yalanıyor, geriniyor.

© muratkazdal.wordpress.com

Diziler bitiyor, Coffee yine içeri gidip yatıyor. Çok yorgun bu akşam, dışarı çıkmak istemiyor. Israr etmiyoruz.

Bey kendi köşesinde, ben kendi köşemde laptopları açıyoruz. Okuyoruz, fotoğraflara bakıyoruz, yazıyoruz, yazışıyoruz. Günü ve haftayı Ay Başak’ta balsamik halindeyken bitiriyoruz. Haftaya ve Terazi’deki Yeniay’a hazırlık yapıyoruz.

Pazartesi’nin öncesi, sevgili Pazar gecesinde..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s