Bir Dansın Astrolojik Anatomisi

Astroloji gözlüklerimi taktım, anlamlandırmalar yapıyorum. Bunlar illa kişiler özelinde değil, durumlar, imgeler, müzikler, her şey olabiliyor. Bu diyalog hangi burcun etkisinden olabilir, bu görüntü beni nasıl bir gezegene götürebilir, bu müzik hangi elementi çağrıştırabilir, bu durum nasıl bir açının habercisi olabilir? İnsanın hayatında odağa birşey yerleşmeye başladı mı her şeyi ona yorar, ordan bakar ya, öyle bir hal ve durum benimkisi.

Çarşamba akşamı İstanbul Müzik Festivali’nde Dünyadan Danslar’a gittim kız arkadaşlarımla. Bir gece evvel Zürih Balesi’ni seyredip bir bale gösterisini seyretmek için talihsiz bir mekan olan Aya İrini’nin bu etkinlikte nasıl olacağını merak ediyordum, yazmıştım da.

Konser Christina Pluhar yönetimindeki L’Arpeggiata grubunun Latin Amerika Barok Müziği diye tanımlanan orkestrasyonu eşliğinde soprano Raquel Andueza ve tenor (dansçı) Vincenzo Capezzuto’nun seslendirdiği barok parçalar ve farklı tarzlarda modern dansların birleşimiydi. Parçalara özel olarak 2 kadın, 1 erkek dansçı tekil olarak ilginç performanslar sergilediler. Bu sefer Aya İrini hem akustik olarak müzik için, hem de sahne olarak koreografik dans gösterisi için uygundu.

Fotoğraf Demet Demiray

Konserden önce Aya İrini’nin hemen yanında, Topkapı Sarayı’nın bahçesindeki Karakol Restaurant’a gittik. Güzel yemek yedik, beyaz şaraplarımızı yudumladık. Sarayın bahçesine, Marmara’nın karşı kıyılarına baka baka sohbete daldık. Biraz NOLA’dan biraz astrolojiden bol bol çene çaldık. Astrolojiyle yakından ilgilenen bir arkadaşımla haritalarımız üzerinden derin sohbetlere girince baktık grubun geri kalanı esnemeye, telefonlarını karıştırmaya, masada yer değiştirmeye başladı, iyi tamam bunlar sıkıldı dedik, kikirdedik.

UAC2012 konferansında girmekten keyif aldığım ve bana katkısı olan seanslardan biri ‘Planets in Detriment & Fall’ konulu Lynn Bell’in konuşmasıydı. Bu seansta Bell, gezegenlerin kendi mizaçlarına ters burçlarda bulunduklarında nasıl tepki verdiklerini, bunun olumsuz taraflarına değil de bir değer ve güce nasıl çevrileceğini anlatan örneklerle çıkmıştı karşımıza. Venüs’ü Akrep’te olan Hillary Clinton’la Mars’ı Terazi’de olan Dalai Lama ve Gandhi gibi. Bu Venüs Koç’ta konusu özellikle dikkatimi çekmişti çünkü astrolojiye ilgi duyan arkadaşım da aynen böyleydi.

Konserden önce dedim ki sana bu konuyu ayrıca bir anlatacağım. Bunları konuşa konuşa konsere girdik. Konser orkestranın ve vokallerin performansıyla başladı. Başta en dikkatimi çeken ve hoşuma giden bana hep taş duvarlı ortaçağ dönemlerini hatırlatan klavsenin modern caz enstrümanı gibi çalınmasıydı. Sonra müziklerle birlikte dansçıların çıkmasıyla bir baktım astroloji gözlüklerini takmışım, başlamışım yorumlamaya.

İlk dansçı çıktı. Üstünde çiçekli askılı bir elbise, saçlar kabarık, kıvırcık, uzun. Ayaklar çıplak. Seksapel değil, hatta hafif erkeksilik var. Oldukça hareketli bir müzik başladı. Dansçı müzikle birlikte zıplamaya, hoplamaya, sert ve keskin hareketlerle kollarını, bacaklarını havaya, yukarı aşağı savurmaya başladı. Son derece baskın, benim diyen, belki biraz insanın üstüne gelen, hatta kaba denebilecek tarzda bir dans. Bu kadın nasıl bir enerjiyle dansediyor diye düşünürken yanımdaki astrolojiyle ilgili arkadaşım ‘Bak, bu Venüs Koç’ta. Ben de böyle oluyorum ara ara’ dedi. Bingo dedim! Bravo! Tam da o.

Venüs kadını temsil eder ve hangi burçtaysa nasıl bir kadın olduğumuzu haritamızda o gösterir. Kadınlar için böyle, erkekler için de dişi yanlarını anlamak için Venüs’e bakılır. (Kendi haritanıza dönüp bakmanız için size bir tüyo) Venüs kadını temsil ediyorsa Venüs Koç’ta diye düşündüğüm bu kadın da bir ‘kaplan’ dedim. Vahşi. Hareketleri, dansı, saçlarını savuruşu. O kafayı çevirdi çevirdi çevirdi, çılgınca, defalarca çevirdi. Şarkıyı söyleyen erkek vokalin üstüne üstüne doğru dansetti. Ama ne enerji, ne enerji! İşte Koç enerjisi dedim. Dur durak bilmeden, sürekli hareket, dans halinde, kendini göstere göstere, ben burdayım diye diye. Bu kadının Venüs Koç’ta haline bayıldım. Ve sonra çıkan diğer kadın dansçılara bu Venüs açısından bakmaya başladım. Her bir dansçı Venüs’se bu dansla hangi burçta, nasıl bir kadın sergiliyor diye sordum kendime.

Arkadan beyazlar içinde Hint kökenli bir kadın dansçı çıktı. Görüntü pir-ü pak. Hareketler, ifadeler teker teker, arka arkaya akıyor. Net, sıralı. Bir yandan kollarındaki hareketlerin akışkanlığı, dansın temasındaki tepsi taşıma, içecek ikram etme kısımları bana su elementi ve bir nevi anneliği anımsattı, ama dansettikçe, müziğin ritmi bildik bir rutin içinde tıkır tıkır tıkır tıkır devam ettikçe, kadının ellerini, küçük parmaklarını bir zanaatkar gibi açıp kapadığını, tepsiyi tutuşunu, hizmet edişini ve organize hareket edişini pratikliğe dayandırdım. Bu kadın aşk için, sevgi için çalışıyor dedim. Venüs Başak’ta diye dillendirdim. Sanırım elbisesinin beyaz, saf, kusursuz oluşu da beni bu anlamda etkiledi.

Üçüncü kadın dansçı yine beyazlar içinde, bu sefer uçuş uçuş bir elbiseyle, gözleri kırmızı bir kuşakla kapalı çıktı. Önünü göremiyor, ordan oraya savruluyor, bir nevi huşu halinde salınıyordu. Sanki bir kaybolmuşluk, kendini adamışlık durumu. Duygusal bir hüzün hali. Kafamda Neptün’ün dünyası canlanmaya başlamıştı ki birden ney sesi yükseldi ve bir semazen dönmeye başladı. Tüylerim diken diken oldu. Bu kadın için Venüs Balık’ta dedim, müziğin ve semazenin beni bu dünyadan alıp götürmesine izin verdim.

Son olarak Hintli dansçı yine sahnedeydi. Bu sefer kırmızı sarı, gösterişli, yaldızlı bir elbiseyle. İşveli, güzel, kadınlık timsali bir duruş, bir endam. Arada eline ayna alıyor, kendine bakıyor bakıyor bakıyor. Yanına, arkasına bakışlar atıyor, dansının arasında boncuk dağıtıyor. Eros’u kışkırtacak her türlü omuz, bilek, gerdan hareketini ustalıkla sergiliyor. İşte bu kadınlık timsali değildir de nedir, Venüs en rahat ettiği yerde, evinde, Boğa’da dedim, Afroditin dansla vücut bulmuş halini sahnede keyifle izledim.

Bu benim NOLA’daki UAC2012 konferansından döndüğümden beri keyif aldığım bir oyun oldu. Kafamda böyle egzersizler çeviriyorum. Hele üstüne işitsel müzikler de koyabilirsem inanılmaz keyif alıyorum.

Konser sırasında fotoğraf veya video çekmedim doğal olarak, ama biste bir iki poz yakaladım. Venüs Koç’ta ve Venüs Boğa’da kadınları önde, semazen arkada.

Aya İrini her zamanki büyülü atmosferini bu konserde böyle gösterdi.

Sevgili Venüs ise o günkü Büyük Venüs Geçişi’yle zihnimde böyle şekillendi.

Koskoca Güneş’in önünden salına salına geçen bir gezegenden aşağısı beklenebilir miydi ki?

Venüs hala İkizler’de, gerilemede.

Tevekkeli bende iletişim ve sosyalleşmeler patlama seviyesinde.

Bundan size nasip L’arpeggiata’dan bir kuple hediye.

Sizce bu parçanın dişi enerjisi nerede?


One Reply to “Bir Dansın Astrolojik Anatomisi”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s