T Tipi Blog

‘O da ne ki?’ diyebilirsiniz.

Veya ‘T tipi cezaeviyle bir alakası olabilir mi?’ diye sorabilirsiniz.

Aman yok, haşa.

Kısaca kes kel alaka.

Tek ortak payda,

Harf ve tip etiketi, sanırım o da ortada.

Bugün Temel Aksoy‘un blogunda yayınladığı son yazıdan ilham alarak böyle bir tanım getirdim kendi bloguma. Temel Aksoy’u ağırlıklı iletişim ve pazarlama alanında çalışan çoğu profesyonel bilir, takip eder. Ben de ajans döneminden beri bu pazarlama blogunu izlerim. Artık alanım bu olmasa bile hala ilham ve bilgi alıyorum yazılarından.

Yazının konusu şirketlerdeki insanlar üzerine. İş hayatında çalışanları T tipi ve I tipi diye ikiye ayırmış.

I tipi insanları şöyle tanımlamış:

I tipi insanlar genelde bir “mühendis” kafasıyla hareket ettiklerini söyler. Bu kişiler süper zeki olabilirler. Ancak bu insanların çoğunluğu resmin bütününü görmekte ve iyi iletişim kurmakta zorlanırlar. Kendi uzmanlık alanları dışındaki insanları bilgisiz hatta cahil görürler. Kendi mesleklerinin dışındaki insanlara değer vermez, genellikle her kararı kendi aralarında alırlar. Bir mühendis için en makbul kişi bir başka mühendistir. Mühendis olmayanlar da hayatın gerçeklerine vakıf olamamış “yüzeysel” ve “bilimden nasibini alamamış” insanlardır.”

T tipi insanları ise şu şekilde tanımlamış:

..Uzun yıllar yalnızca tek bir konu üzerinde çalışıp uzmanlaşmak yerine, tek bir konuda derinlemesine bilgi sahibi olurken birbiriyle bağlantılı birçok alanda da genel bilgi sahibidirler. T harfinin gövdesi, onların uzmanlaştıkları alanı; T’nin kolları da kendilerine seçtikleri diğer ilgi alanlarını simgeler.

T tipi insanlar kendi alanlarında teorik ve pratik bilgiye, güncel gelişmelere hakimdirler ama kendilerini sadece uzman oldukları alanla sınırlamazlar. Aksine farklı alanlara duydukları ilgi onları besler ve bu sayede her geçen gün kendi alanlarında daha fazla “ustalaşırlar”. Yaratıcılıkları çok yönlü olmalarından kaynaklanır..”

Yazıyı günümüzde iş hayatında artık çok yönlü olan ve daha yaratıcı düşünebilen insanlara ihtiyaç var diyerek sonlandırmış. Yazının tamamına ulaşmak isteyenler buraya bakabilirler.

Ben de buradan yola çıkarak blogumu düşündüm. Blog yazmaya başladığımdan beri ‘ne hakkında yazıyorsun?’ sorusuyla çok karşılaşıyorum. Ben de cevaben ‘her şey’ diyorum. Bazen ‘Nasıl her şey yani? Belli bir odağın, konseptin yok mu?’ tepkileri alıyorum, bazen de tersine ‘Peki nasıl bu kadar çok konu ve yazacak şey bulabiliyorsun?’ hayretlerine maruz kalıyorum.

Yazmaya başlarken çıkış noktam daha çok kendimle ilgili yazmaktı. Zaten başlangıç noktasında tıkanmama da bu sebep oldu. Sadece kendinle ilgili yazmak bir yandan oldukça cesaret ve açıkyüreklilik (hatta belki de mangalyüreklilik demeliyim) isteyen bir durum. Çırılçıplak kendini sergilemekten bir farkı olmayabiliyor. Bir yandan da son derece tek yönlü ve sıkıcı olabiliyor. Hani okuyucu ‘eee, yani? bundan bana ne ki?’ diyebilir, sürekli ben şöyle ben böyle derken derken..

Cesaretimi toplayıp açılmam itibarıyla kendimi kısıtlamamak ve o yazma hissi geldiği anda davranıp klavyeye dökülmek belki de kendim için attığım ilk cesur adım oldu blog yazarken. Bunun içine her şeyi soktum ben de. Geçmiş, gelecek, astroloji, yoga, müzik, film, tiyatro, moda, köpekler, hayvanlar, insanlar, duygular, düşünceler, kitaplar, seyahatler, deneyimler..

Evet, bunlar yine benim hayatıma dair paylaşımlardan ibaret, merkezde yine benim bakış açım, sübjektifliğim taş gibi duruyor. Yine de bunu farklı konular ekseninde birden fazla yönü kucaklayacak şekilde yapmaya meylediyorum. Belki hissedilir belki hissedilmez şekilde bunu astroloji eğitimime fayda sağlar hale getiriyorum.

Misal, en son müzik postumdan beri o kadar çok konu geçti ki kafamdan..

Araya kısa da olsa 3 günlük 23 Nisan tatili girince yazma rutini yine kısa bir sekteye uğradı, yazmaya yetişilemedi, ama ilham ve yazı cinleri her gün çalıştı. Bazılarının yazı başlığı var, bazılarının yok, ama T tipi bloguma uygun, geçen 3 gün içinde yazamadığım konulardan işte birkaçı size.

  • Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu’ndan ‘Cam’ oyunu
  • Kene mevsimi açıldı
  • Ağız köpürten kurbağa
  • Coffee’yle yıkanıyoruz
  • Bölünmeye isyan
  • 40 yaş hediyesi
  • Coşkungiller 2012: Çiçeklendim.

T tipi insanda tarif edilen bir konunun uzmanı olurken başka konulardan da beslenmek ve dolayısıyla kendi konunda daha da ilerlemek tespitiyle ilgili kendime dönüp bakıyorum. Merkeze neyi koyduğumu buluyorum.

‘Gözlem’.

Sürekli gözlemliyorum.

Hayatı gözlemliyorum.

İnsanları gözlemliyorum.

Hayvanları gözlemliyorum.

İlişkileri gözlemliyorum.

Olguları gözlemliyorum.

Kendimi gözlemliyorum.

Farkediyorum.

Sonra da oturup yazıyorum.

İşte size T tipi blogumun kısa bir analizi.

Şimdiye kadar hangi telden çaldığımı merak ettiyseniz eğer,

Bu sizi sanırım üç vakte kadar idare eder.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s