Geldim, Gördüm, Dönüyorum.

Birkaç günlük Palamutbükü kaçamağının son gecesi.

Yarın sabah rota İstanbul.

Dur. Seç. Özgürleş sonrası (ve öncesi) kimler geldi kimler geçti, neler yendi neler içildi, neler görüldü neler hissedildi, işte size kısa bir özeti.

Bir kere yapılacaklar listemdeki tik atılmamışlardan neleri seçip de yaptım?

Astroloji çalıştım.

Evet, bugün son ders notlarımı çıkarıp önüme kendi doğum haritamı açtım. Açıları ve elementleri çalıştım. Bu konuya hakimiyetin önce kendi farkındalığından geçtiğini düşünerek kendi haritamla ilgili okuduklarıma bir kez daha şaşırdım, heyecanlandım. Sonra gaza geldim, bizim Bey’inkine de bu açıdan baktım. Ve bugün için kıssadan hisse bir çıkarım yaptım. Kendimce dedim ki her astroloji çalıştığında neye odaklanıyorsan bir çıkarımın olsun. Bey’le ilgili çıkarımımı kendisiyle paylaştım. O bana bunu sormamıştı ama bu sefer verdiğim bilgiyi kendi de hissetti, kabul etti.

Güzel denize, göğe, dağa, ovaya baktım.

Palamutbükü, Hayıtbükü, Ovabükü ve Murdala tarafında koyda limanda, dağda kıyıda, her renk denize, çeşit çeşit yeşile, bulutlu bulutsuz gökyüzüne baktım. Baktıkça kaldım. Kaldıkça rahatladım.

Güzel yiyip içtim.

Mevsim itibarıyla sadece bir iki restoran açık olsa da açık olanların etinden sütünden dibine kadar faydalandım.

Hemen hemen her gün (kaldığımız Tuna Bungalow Evleri’nin restoranı) Tuna Restoran’da sahilde yumurtalı reçelli kahvaltı ettim, akşam bademli kabaklı mezesine rakıyla eşlik ettim. Arada birayla günü bitirdim. Bir akşam Nostalgia Cafe’de şahane otlardan (ıstangoç kavurma ve labada dolma) leziz mi leziz yemek yedim.

Geriye kalan yapamadıklarımın yerineyse uykuyu ve güneşi tercih ettim. Bunlar kısmetse İstanbul’a, değilse de değil zaten dedim.

Bunlara ek hayvanlara olan sevgimin insanlardan daha fazla olup olmadığını yeniden sorguladım.

İki gün önce tanıştığımız Pamuk’un dibimden ayrılmamasını ve Coffee’yle anlaşıp onu tüm Palamutbükü’ndeki avanesine tanıtmasını hayranlıkla izledim. Haftasonu tüm Bük çevre köylerden gelenlerle kalabalıklaşıp onlarla gelen köpek nüfusu da artınca, hangisinden daha çok rahatsız olduğuma baktım. Önce masalardan bu hayvanları besleyip kavga etmelerine mahal veren, sonra da yeniden yemek bekleyen hayvanları taş veya tekmeyle iteleyen insanları gördükçe köpekleri insanlara tekrar tercih ettim.

Araba yolunun ortasında rastladığımız kaplumbağanın fotoğrafını çekerken heyecandan (belki de korkudan) kafasını yukarı aşağı indirip kaldırdığını farkettim, rahatsız ettik pardon dedim. Onu tehlikeden bir nebze uzaklaştırabilmek adına kendisini kaldırıp yol kenerına yerleştirdim. Ağır ağır gidişini seyreyledim.

Son olarak Afrika seyahatinden beri karşıma çıkmayan Ökaliptüs ağaçlarıyla yeniden tanışıp acaba bunlar benim en sevdiğim ağaç türü olabilir mi diye düşünmeden edemedim. Keskin ve mis kokularına ayrı, pürüzsüz, zarif ve uzun gövdelerine ayrı paye verdim. Bu güzelliği belgeledim.

Artık her gidişin hevesle yola çıkışına karşın, her dönüşün huzurla eve kavuşmasına varım.

Tüm bu yazdıklarımı kolumun altına aldım.

Şimdi yola çıkmaya hazırım.

2 Replies to “Geldim, Gördüm, Dönüyorum.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s