Çarşamba akşam Palamutbükü’ne geldik. Birkaç senedir sezonu erken açalım, yazı sezon dışı yaşayalım mantığı, gittikçe yerini sezonu bütün yıla yayalıma doğru çeviriyor. İstanbul’da lapa lapa ‘kartopu’ yağıyormuş, biz güneş altındayız. Gerçi hava rüzgarlı, soğuk esiyor, yüzümüz gölgede buz kesti. Yine de bulut yok, güneş var, deniz var, güneşte yatan köpekler var, denizde yüzen balıklar, bir de Badem. Kendisiyle henüz tanışmadık ama buralarda pek ünlüymüş Akdeniz foku Badem. Etraf sessiz, ortalık boş, tüm Bük bizim.

Coffee mutlu. Her gün yeni bir arkadaşla tanışta. İlk gün Lucky, dün mahallenin iki sarı, bir siyah, bir benekli gençleri, bugünse sanırım buraların tek dişisi Pamuk’la haşır neşir. Coffee Pamuk’u, Pamuk beni pek sevdi, sabah tanıştığımızdan beri yanımızdan gitmedi.

Ben de iyiyim, şükür. 4 günlüğüne gelmiş olsak da, bende hala ‘tatilde birçok şeyi bir seferde yapma isteği’ bulunmakta. Birçok şey ne derseniz buyrun birkaç tane sıralayayım:

  • En az bir kitap okumak: Bugün Andre Gide, Kadınlar Okulu bitti. Heyt! Bir tane de Ayfer Tunç almıştım. Bakalım.
  • Yoga yapmak: Bugün Shadow Yoga pre-prelude’leriyle ısındım. Biraz kedi ve aşağı bakan köpekle temellere bulaştım. Mide bulantısıyla muzdarip olunca Yin Yoga’ya dönüp Savasana’yla bitirdim. Üç gündür ilk kez bugün.
  • Astroloji çalışmak: Daha kapak açıl(a)madı, ama bizimle birlikte gelen arkadaşımızın doğum haritasını çıkarıp gezegenlerin yerleri ve konumlarını yorumlama egzersizi yaptım. E duramadım, becerebildiğim kadarıyla anlattım. Fena tepki almadım.
  • Bloguma yazmak: Ha gayret, bu gece inşallah.
  • İngilizce ders notları çıkarmak: Reklam ingilizcesi sonrası şimdi de astroloji ingilizcesine (kısa bir süreliğine) soyunuyorum. Allah yüzümü kara çıkarmasın. Kafamda birşeyler var ama çalışmadım hocam, dün gece elektrikler kesildi, çalışamadım valla!
  • Bu yapılacaklar listesi dışında güzel uyuyup uyanmak, güzel yiyip içmek, güzel denize, göğe, dağa, ovaya bakıp durmak
  • Ve sadece durmak

Yukarıdaki yedi maddeden üç gün içinde dördünü yapmayı becerebilmişim. Seceresini dökünce hoşuma gitti, ama hala yapamadıklarım bir kenarda durduğu için ‘e bizimle ne zaman ilgileneceksin?’ diye bana bakıyorlar gibi geliyor.

E ben şimdi bu kaçamaktan ne anladım?

Yoğun iş hayatında da olsan daha rölanti bir hayata da geçsen, şehir seni her şeyi aynı anda yapmaya, hızlı davranmaya, pratik olmaya itiyor, zevk alarak yaptığın şeyler bile ‘yapılacaklar listesi’ne dönüşebiliyor. O yüzden şehirden kaçarken (evet, kaçtık), yapmak istediklerimi seçiyorum ama kısa zamana sıkıştırdığım için kendime zul haline getirebiliyorum.

Çözüm ne?

Son madde.

Durmak.

O kadar durmuyor ve kafası kesik tavuk gibi koşuyoruz ki böyle sakin ve basit hayatların olduğu yerlere gelince ne olduğumuzu şaşırıyoruz. Anda kalmakta, durmakta zorlanıyoruz. Yapılacaklar listesi bitmek tükenmek bilmiyor, zaman yetmiyor.

Peki sonraki adım ne?

Seçmek.

Sadeleşmek.

Bu tatilde senin en keyif alacağın, olmazsa olmazın ne?

Sahilde güneş altında hiçbir şey yapmadan yatmak mı? Yat o zaman.

Kimseyle konuşmadan sadece kitap okumak mı? Oku o zaman.

Konsantre olup ders çalışmak mı? Çalış o zaman.

Sadece seç, hayatta bir yolu, bir insanı seçtiğin gibi.

Ve özgürleş gitsin.

Gerisi bir sonrakine ertelensin.

Veya bir sonraki hayata.

Kimbilir.

…..

Evet, artık uyumayı seçiyorum.

Ve size iyi geceler diliyorum.

2 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s