Güneşi gördüm, çarpıldım

Karlı ve karanlık Şubat sonrası aydınlık ve güneşli gelen Mart.

Güneşli ama hava hala buz.

Bildiğin donuyoruz.

Tabi güneş ve donmak aynı cümlede nasıl birbirini götürürse, benim güneşe ve ışığa aç bünye de ‘güneş varsa sıcaktır’ mantığıyla inatla dışarıda oturunca çarpıldı. Bu da bir nevi güneş çarpması işte. Yazın sıcaktan çarpıyor, kışın mış gibi yaptığı için uzaktan, soğuktan.

Haliyle bugün üstümde bir kırıklık, boğaz ağrısı. Güneş alan evin içi sıcaktan yanarken, ben battaniye altına girip kendimi börek gibi sarmalamak istiyorum. Ammavelakin, yerde paspas gibi yatıp gözleriyle beni izleyen biri var. Dışarı çıkmayı bekliyor. Ben de bugün erken kalkamamışım, olmuş öğlen. Her kafamı çevirdiğimde yakalandığım kalkık kaşlı bakışları gördükçe vicdan katsayım artıyor.

Mecburen ayaklandık, hazırlandık, kapıya çorap ve montla geldik, mesaj anında alındı. Coffee dört ayak üstüne fırladı ve hazırol pozisyonunda kapıda beklemeye başladı.

Attık kendimizi dışarı.

Çıkar çıkmaz yanımızdan mahallemizde sürekli gezen devriye aracı geçti. Coffee, polis geçerken tepki vermedi, ama araba yokuş aşağı indikten sonra sanki birşeyler kokluyormuş da geriye gitmek istiyormuş gibi (yemedik tabi, biliyoruz malımızı) başlamasın mı geriye dönmeye?

Neden?

Çünkü 2 gün önce Coffee’ye bu araçlardan biri çarptı.

Belki de bu araçtı, bilmiyorum.

Oğlanı Bey dışarı çıkarmıştı. Bayır yürüyüşü dönüşü artık heyecandan mı şımarıklıktan mı, araba geçerken sen sokağa fırla, arabaya havla, araba da buna yandan pat diye bir koysun. Bizimki anında viyk viyk diyerek dooooğru evin yolunu tutsun, hiç Bey’i dinlemesin, kendi kendine eve gelsin, kapıyı çalsın – yok, o kısmını abarttım- tabi Bey de peşinden koşar adım dönsün!

Coffee’yi yürüyüşe çıkardığımızda sokakta tasmasını çıkarmıyoruz. Hem bazen arabalar çok süratli geçiyor, Coffee de korkup saldırabiliyor, hem de bazen delikanlılığı tutup şımarıklıktan ona buna havlayıp koşabiliyor. Özellikle bizim sokaktaysak ‘aha, buralar bizim’ tribinden yaşıyoruz bunları.

Bey ve oğlan tasmasız gelince şaşırdım. Hikayeyi duyunca da hafiften panikledim. Allahtan birşeyciği yok, tek patide hafif bir sıyrık, o kadar. Ama mahsunluk var tabi. Bey de hem üzgün hem kızgın. Coffee’yle küstüler. Bana da pek müdahale ettirmediler. Zavallı şapşi korkmuş tabi, geceleyin duyduğu her sese havladı, beye hırladı, bizi doğru dürüst uyutmadı.

Bugün de devriye aracı geçince dedim ‘eyvah, arabayı hatırladı, korktu bu, eve dönmek istiyor’. Birkaç kere daha geriye, eve doğru yollandı. Ben de ısrarla ‘hadi Coffee, yürü, bayıra gidiyoruz’ deyip devam ettirdim.

Neyse ki, bayıra varınca kendine geldi. Bayırda tasmasını çıkardım, bir heyecan ileri atıldı, koşturdu, ama benimle mesafesini korudu. Dönüşe geçtiğimizde bekledi, tasmasını bağladım, dutluğa tasmayla geçtik. İki gün önceki tedirginlik devam ediyordu demek ki.

Dutlukta durum farklı. Burası etrafı çevrili bir bahçe. Haliyle saldım oğlanı, ben de attım kendimi. Sen sağ ben selamet.

Oğlanın arabanın farlarına tutulması gibi ben yine güneşin ışınlarına vuruldum.

Önce biraz pastoral telefon fotoğrafçılığı, sonra biraz Coffee direktifleri -gel buraya, ara ara, kokla kokla, kim var orda-, arada bir papatya egzersizleri (oluyor-olmuyor), devamında şaşılası börtü böcek izlenimleri.

Vakit geçti.

Bende hafif bir üşüme.

Yine de özlem var hala tepedeki güneşe.

Oturdum bir salıncağa, başladım ileri geri amaçsız salınmaya.

Oğlan da bir aşağı bir yukarı koşmada.

Coffee bu, büyük avcı, nokta atışçı.

Kokladı kokladı, noktaladı noktaladı, fısladı tısladı.

Sonunda geldi iki adım öteme oturdu, beklemeye başladı.

Coffee burnunu rüzgara uzattı. Ben yüzümü güneşe.

Coffee tüyleri saldı. Ben saçları.

Coffee bana baktı. Ben ona.

Burası iyi mi dedi. İyi dedim.

Evim daha iyi di mi dedi. Di dedim.

Dönme vakti mi dedi. Mi dedim.

Güneşimizi aldık kolumuzun altına, döndük eve, geçtik köşelerimize.

Ben oturdum yazımın başına, Coffee geçti koltuğumun hemen altına.

Oğlan daldı derin uykuya, ben de başladım yazmaya.

Güneşi gördüm, çarpıldım…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s