Bu sabah Gandalf evine döndü Coffee’yi geride bırakarak.

Coffee de Gandalf da önce bu gidişi pek anlamadı. Sabah evin kapısında herkes gitmek üzere toplanınca klasik bir sabah yürüyüşü sandılar, ama sadece Gandalf tasmalandı ve arabanın yolunu tuttu.

Coffee kapıda beklemede kaldı. Gandalf gittikten sonra kapıdan biraz içeri doğru geçip kendi etrafında döndü, puf diye yere yattı, burnunu kapıya doğru çevirdi, bekleme pozuna geçti. Bir nevi dostum geri gelecek mi ya da ben de onunla gidecek miyim durumu. Bir süre bekledi, sonra uykuya daldı.

Biz de Gandalf’ın mıyyy, muyy, hıırr, gurr şeklindeki sabah söylenmeleri olmayınca Coffee’nin sabah çıkmasını sarkıttık. Ben kitap okumaya köşeme çekildim, bey bilgisayarının başında çalışmaya geçti, Coffee de yerde horuldamaya.

Bu oğlanla ilgili şöyle bir tespitimiz var.

İnsan seviyor, çocuk seviyor, seyahate, misafirliğe gitmeyi seviyor, kalabalıktan keyif alıyor, başka köpeklerle anlaşıyor, sorun çıkarmıyor ama evinde, yatağında, arabada ve biz bize, sadece üçümüz olduğunda bambaşka bir huzur ve mutluluk duyuyor.

Bunu bize o kadar iyi geçiriyor ki..

Yaz başında ilk defa Coffee’yi arabaya atıp uzun bir Ege seyahati yaptık. Maksat barınak sonrası tamamen iyileşmesiyle birlikte dolaşmak, oğlanı biraz yüzdürmek, koşturmak , yolculuğu paylaşmaktı. 15 günlük seyahatin ortasında Bodrum’da kardeşim ve erkek arkadaşıyla buluştuk, hep birlikte evde kaldık. Sonuçta Coffee’yle beraberdik ama bizimle birlikte başkaları da vardı, kalabalıktık sürekli. Coffee bu süre içinde acayip bir huzursuzluk içine girdi. Arada kafası atıp yukarı otoparka çıkıyor, arabanın altına yatıyor, ordan çıkmıyordu. Bunun daha çok seyahat başında biraz zorlayarak soktuğumuz ve oğlan için istemeden travmatik hale getirdiğimiz denize girme deneyiminden kaynaklı olduğunu düşündük. Pek yanımıza gelmiyor, kendi başına takılıyor ya da araba altına kaçıveriyordu işte. Ne zaman devam etmek üzere yola koyulduk, havası değişti. Arabanın bagajı bir nevi odasıydı, bagaja atladığı gibi kendini bıraktı, gideceğimizi anlayıp gevşedi. Asıl bombaysa o gün itibarıyla üçümüz başbaşa kaldığımızdaydı. Bir şirinlikler, bir sırnaşmalar, beyle ben yanyana otururken aramıza girip sıkışmalar, kendini sevdirmek için patilerle kafayı parçalamalar, gırla gitsin.

Mesajı aldık.

Gezmeyi sosyalleşmeyi seviyorum ama üçümüzken en mutlu ben oluyorum.

Ne eksik, ne fazla, aynı evdeki gibi dedi bize.

Öğleden sonra Coffee’yi uzun bir sahil yürüyüşüne çıkaralım dedik ve Gandalf sonrası ilk yürüyüşte de aynı ruh halini gözlemledik. Daha dışarı çıkar çıkmaz bir hoppidi zıppıdı hareketler. Yürümüyoruz, dört ayak havalanıp iniyoruz, havalanıp iniyoruz. (Kendisi bir springer, dolayısıyla pek güzel ‘spring’ ediyor) Yürürken aramıza girmeler, geriye dönüp bakmalar, bir nevi cilveleşmeler, arada denizde uçan martılara hav huv, yoldan geçen köpeklere hır mır. Farklı bir paylaşımı ve ruh hali var, yüksek enerjisinin dalga dalga yayıldığını hissetmemek mümkün değil.

-Mutluyum ben çok mutlu, hep birlikte çok mutluyuz değil mi? Bakın ben ne mutluyum, ne tatlıyım, çok da efendiyim hehehe..

Eve dönünce attı kendini taşlara pestilaki. Evi dolaşa dolaşa her yerde yattı. Holde, koridorda, salonda, mama odasında, önde, arkada, orda, burda. Evi doyasıya tek başına parselledi, yayıldı. Yemek sonrası ilgisini de yaptı. Beyle ikimizin arasında geldi oturdu, durdu. Burun beyin yanağının dibinde, derin iç çekişler ve bir hmpfrrrr sesleri, göz bir bende bir onda. Aramıza girip burnunu ikimizin bacağının arasına soktu, patileri atıp gerim gerim gerindi, ilgiyi sevgiyi topladı, sonra gidip kendi yatağında bayıldı.

Coffee kendi evine yeniden imzayı attı ve krallığını tekrar ilan etti. Tek başına.

…..

Astrolojide bugün Kova burcunda yeniay doğdu. Bu yeniay, öncesindeki dönemin bittiğini gösteriyor ve ayrılığı haber veriyor. Yepyeni başlangıçlara, sürprizlere işaret ediyor.

…..

Gandalf bugün evine gitti.

Coffee ve bizim için de bir dönem bitti, yeni bir dönem başladı.

Şimdi yine üçümüzüz, biraradayız, tamız.

Yine de Gandalf’ı şimdiden özlüyoruz.

Ve sürprizlere açığız diyoruz.

2 thoughts

  1. Bak simdi oldu mu?! Yok Gandalf gitti mutlu olduk falan duymasin kendisi bunlari 🙂 Bizde de bir kafa karisikligi, ilk gunler popoyu nereye koyucagini sasirmalar, bana karsi bir guven eksikligi, `amanin cocuumu mutsuz mu ettim geri alarak` diye panik olmaya baslarken simdi de bir kaybetme korkusuyla gozunu uzerimden ayirmama durumu basladi… Kafasinda neler yasiyor kim bilir.
    Gandalf`in ben oldugum surece yanliz olmadigini ama etrafinda bir tane daha kopek olmadigi surece hep eksik oldugunu dusunurdum. Gercekten arada cekismeler, bolca hirrrlar girrrlar olsa da, insanlarin dunyasinda ayni limitleri paylasarak yasayan iki kopek, iki dost olmak onlarin hayatini doyuran birsey oldu. Iyi gelmis kesinlikle.

    Beğen

  2. Ayrılma sonrası ikisinde de kafa karışıklığı oldu. Gandalf seninle kalıcı olup olmadığından, Coffee de yine evin tam hakimi olup olmadığından emin olamadı. Ne zaman ikisi de kendi sahipleriyle, kendi ortamlarında güveni hissettiler (Coffee için daha hızlı oldu haliyle) her şey rayına oturmaya başladı. Biraraya geldiklerinde öpüşüp koklaşacaklarına, evin içinde çılgın gibi koşturacaklarına eminim. Birbirlerine de çok iyi geldiler, bize de. Onların ilişkisi artık hep özel olacak.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s