Duygusal Bir Yazı

Aşk nedir? Kime hissedilir? Sevgiline mi? Çocuğuna mı?

Peki ya köpeğine?

Coffee’yi geçen sene Şubat’ta Tuzla Hayvan Rehabilitasyon Merkezi’nden sahiplendik. Bu isimsiz, kimsesiz, kaçmış mı terkedilmiş mi bilmediğimiz yavrucak bedbaht durumdaydı. Uyuzdu, sırtının yarısı tüysüzdü, pembe derisi görünüyordu. Gözlerinde konjektivit vardı, kıpkırmızı ve kanlıydı.  Barınak hastalığı denen bol aksırıklı bir ciğer iltihaplanmasından muzdaripti, kasıla kasıla öksürüyordu. Sıskaydı. Hem kilosu azdı, kansızdı, hem bünyesi zayıftı. Bunlar sadece fiziksel semptomlardı.

Bir yandan depresyondaydı. Eve ilk geldiğinde heyecanla etrafı dolaşıp koklayacağını düşünürken ona gösterdiğimiz odaya yerleşti ve şiltesinden hiç kalkmadı. İlk gecenin ertesi sabahı kendiliğinden kalkıp yanımıza gelmedi, ona seslendiğimizde hala yerinde olduğunu anladık. Bir seslenme sonra kendi odasının kapısına geldi, sonrakinde koridora çıktı, bir sonrakinde de ancak bizim odanın kapısına kadar gelip durdu, içeri giremedi. Fazla hareketli de değildi, oyuncu da. Yaşının dört ila altı arasına olduğunu tahmin ediyorduk, ama hasta olduğundan net bir sonuca varamıyorduk.

Hemen antibiyotik, vitamin, bol proteinli kuru mama ve aşı tedavisine başladık. Haftada bir iki kere veterinere gidiyorduk. Kontroller yapılıyor, tartılıyor, kan testi, aşılar, uyuz için ilaçlı yıkamalar, konjektivit için kortizonlu damlalar, balsamlar vs.

Bir haftada toparlamaya başladı, mizaç değişti. Oyuncaklara tepkiler, hafif tezahüratlar, misafir gelince küçük heyecan durumları. On gün sonra ilk defa evde yalnız bırakma denemesi yaptık. Hafif bir panik, biraz uluma, ağlama, ama iki dakika sonra kesilen sese yarım saat içinde eve dönerek karşılık verdik. Büyük bir kavuşma oldu, güvenini kazandık.

Bir buçuk ay sonra uyuzu tamamen geçtiğinde kendisine artık bir yatak alma vakti gelmişti. Eve yatağı getirdiğimizde daha salona mı koysak koridora mı diye bakarken kendisi için olduğunu anladı ve direkt içine yerleşti. Yüzündeki mutluluğu anlatamam. O gece kafasının altında oyuncak kuzusu, ağzında kemiğiyle horlayarak uyudu, yatağının içine yerleştikten sonra yanımıza hiç gelmedi. Artık bizimleydi, kalıcıydı. Bunu anladı, bize de çok iyi anlattı.

Bundan iki ay sonra güçlendi, kuvvetlendi, kilo aldı, tüyleri uzadı. Kuyruğu hala kıl kuyruktu, ama güzelleşmişti. Altı ay sonra ise yakışıklının önde gideniydi, kuyruğu bile saçlı saçaklı, uçuş uçuştu. Biz bile inanamıyorduk gözlerinin, tüylerinin ve huyunun suyunun güzelliğine.

İyileşmesi itibarıyla karşılıklı sevgi ve ilgimiz arttı. Artık her sabah yatak odamıza gelip bizi kontrol ediyor, uyuyorsak rahatsız etmeden kokluyor, gözümüzü açmıyorsak puff deyip yere yatıp bekliyor, uyanmışsak bir heyecan kuyruk pat pat pat duvara çarparak koklamalar, bazen küçük yalamalarla sabah seremonisi başlıyor. Benle ilişkisi başka, benim beyle ilişkisi başka, üçümüz birlikte bambaşka.

Misal ben aşkım kabardığında gidip sıkıştırıyorum, mıncıklıyorum, özellikle yatağında sere serpe horlaya gırlaya yatıyorsa seviyorum, okşuyorum. Hoşuna gidiyor gitmesine, ama vıcık vıcık bir sevgi talebinde veya şımarıklığında bulunmuyor. Biraz tadını çıkarıyor, sonra ya pozisyon değiştiriyor ya kalkıyor beyin yanına gidiyor ya da ‘free’ takılıyor diyelim. Coffee’nin tam doğum gününü bilmiyoruz, ama biz Şubat başında sahiplendiğimiz için doğumgününü de böyle bir milat ilan ettik. Dolayısıyla da kendisini Kova burcu sayıyorum. Bendeniz gibi. Tamam işte diyorum, vıcık duygusal bir bünye değil, sevgiyi yettiği kadar alıyor, sonra fazla ilgiden sıkılıp gidiyor.

Bugün 8 Ocak. Coffee onbir aydır bizimle. Bizim beyin kucağında yattığına (beyin itinalı çalışmaları sonucu!) çok şahit oldum, ama benim kucağımda uzun uzun yattığı, yatıp da kaldığı pek vaki değil.

Gece eve geç geldik. Her zamanki tezahürat yapıldı. Kapıda kavuşmalar, öpüşmeler, koklaşmalar. Tabii bir de iki aydır bizde kalan kuzeni Gandalf var. İki köpek çok sevişiyorlar, ama Coffee’nin evini, yatağını, sahiplerini paylaşma durumunu da unutmamak gerek. Ara ara üçümüz birlikte olsak hissini geçiriyor bize. Bunu ancak köpeği olan anlar sanırım.

Velhasıl kelam, bu gece benimle özel bir temas durumları var. Ben kanepede uzanıyorum, bu da yerde kanepenin yanında sürekli gerinip ilgi isteyen bir tip. Elimi yere uzatıp başını okşadığımda kokluyor gibi yapıp uzun uzun elimi, parmaklarımı, içini dışını teker teker yalamalar. Sonra bir ayaklanıp kanepenin önüne geçme ve arkasını dönüp oturma durumu. Bu tip durumlarda ya hadi kalk dışarı çıkalım ya da acıktım mesajı veriliyor. Hiçbirinin konuyla ilgisi yok. Daha yeni yemek yendi, dışarı çıkıldı.

Coffee oğlum, n’oldu, gel yanıma.

Arkasını dönüp melul bir bakış ve yine önüne dönüp bekleme. Bir iki tekrar çağırma ve ı-ııh hareket yok. Gittim yanına, sarıldım. Kafayı soktu koltuk altıma, orda duruyor. Sevdim, okşadım, konuştum, oğlum sen beni mi özledin bu akşam, diye. Cevap verdi, kucağıma doğru patiyi attı, kıvırıp üstüne yerleşti ve yattı.

Kaldım. Kıpırdamadım. Bakalım dedim ne kadar dayanacak. Nefes almalar derinleşti, hafif ıslıklı sesler geliyor gidiyor. Ben de yavaş yavaş okşamaya devam. Kafa kalktı, hop öbür bacağıma yattı. Yarım saat kucağımda kaldı. Son dakikalarda belim ağrımaya başlamıştı ki dışarıdan köpek havlamalarına irkildi, kulaklar kalktı, şöyle bir bakındı. Ben de fırsattan istifade içeri gittim.

Dönerken duydum, içeride su içiyor. Salona geçtim. Gelmedi. Seslendim. Yine gelmedi. Yanına gittim, suyun başında oturmuş bekliyor. Yine sessiz bir çağrı.

Gittim. N’oldu, diye sordum. Yattı yanıma, sırtını bacağıma dayayıp gerindi, patisini üstüme attı. Bir yarım saat daha öyle geçirdik.

Ve ben bir sene sonra ilk defa çok, ama çok duygulandım. Gözlerim doldu. Belki de Coffee geldiğinden beri ilk defa ona böyle teslim oldum. Anda kaldım. Ve düşündüm.

Bu karşılıklı bir aşk değildir de nedir?

cof_kuzu

7 Replies to “Duygusal Bir Yazı”

  1. Ne guzel degil mi onlarla anlasabildigin o araliktan iceri sizmak, bir tek havlayamamak; ama gerisi herseyden daha gercek.

    Beğen

  2. Seni cok iyi anlıyorum, ben 6-7 yaşlarındayken, evimizin bahcesinde kopegim ve kedimle arkadas gibiydik..onlar benim arkadaşlarımdı..hatıralar,tabii ki seninki kadar net degil ama duygular hala cok net….(Bu arada 45 yıl onceden bahsediyorum). Ne güzel ki, boyle bir sevgiyi, istedigin gibi yaşamak şansına sahipsin..Paylaşabiliyorsun…
    Tam yatarken gördüm bu yazını, bişiler yazmadan gecemedim..(aslında cok uzun yazdım, ama sonra gereksiz bulup sildim,içim bu konuda amma doluymuş)

    Beğen

  3. Woow cok guzel yazmissin Nesli, seni duygusal gordum, hani bir Kova’ya yakismaz demişsin ya, dolunay mi yapti yoksa bunu? duyguyu öyle bir gecirmissin ki ben de Coffee’ye aşık oldum ! Bir de fotosu olsaydi da bakissaydik.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s