Hera, Juno ve Kutsal Evlilik

29 Ağustos 2014 — 2 Yorum

Juno, Yunan tanrıçası Hera ile eşleştirilir. Kutsal evliliği temsil eder. Haritamızda Juno’nun konumu da evliliğin devamı için bizim nasıl bir yaklaşımda olduğumuzu anlatır. Örneğin kişi için evlilik duygusal ihtiyaçların paylaşımı mı sorumluluk alınan bir taahhüt mü, eşitlik ve denge timsali mi bireysellik ve mücadele alanı mı, mantık ilişkisi mi inanç birlikteliği mi. Liste çeşitlendirilebilir. Juno’nun konumuna, bulunduğu burca, ilişkide olduğu gezegenlere göre evliliğe yaklaşımımız çizilebilir.

Hera’nın mitolojisini çalışırken oldukça şaşırmıştım. Hera, Zeus’un karısı. Elinde asası var, başından yüksekte tutuyor. Bazen diğer elinde de nar olabiliyor, o da yeraltıyla ilişkisini temsil ediyor. Hera çıplak değil, kıyafetli. Elinde asasıyla giyimli olması onun bir soylu olduğunu gösteriyor. Kutsal evliliğin temsilcisi ana kraliçe. Tanrılar tanrısı Zeus’un karısı.

Iyi de, Continue Reading…

Bazen kendimizi ilgilenmemiz gereken konunun tam öteki tarafında buluruz. Çalışmak mı lazımdır? Yaymalardayızdır. Ayrılmak mı gereklidir? Birleşme derdindeyizdir. Gerçekçilik zamanı mıdır? Hayallerdeyizdir.

Bu bazen bir kaçıştır, belki bir sığınmadır ya da bir özlemdir. Bazen de konuya tam zıt yönden bakıp debelenmek için geçerli sebep verir.

İki gün önce Güneş’in Aslan’dan çıkıp Başak’a girmesiyle yazın bitişe geçtiği, sonbahara doğru yavaştan adım atıldığı, şehre dönme vaktinin olduğu, çalışma, analiz, tasnif, düzen zamanının gelip çattığı mevsimsel döngü bir kez daha çalıştı. İşte tam da orda bana bir hüzün çöktü. Continue Reading…

Tıp

19 Ağustos 2014 — 2 Yorum

Birşeyi istemeyip tam da o olma hali nedir bilir misiniz?

Misal uçmak isteyip iyice köklenme hali.

Yola çıkmak isteyip iyice sabitlenme hali.

Herşeyi dökmek isteyip iyice sessizliğe bürünme hali.

İyice.

Hallerden hal beğeniniz.

Yogada insanın bedeniyle olan ilişkisi, ona verdiği tepkiler hayata da nasıl tepki verdiğinin, onu nasıl algıladığının, yaşadığının aksi deniyor. Continue Reading…

Şöyle tadı damağımda kalacak aşk dolu bir roman okuyayım istedim yazın göbeğinde. Ağustos gelmiş, sıcaklar basmış, Aslan’daki gezegen yığılımıyla aşk, meşk, keyif, yaratıcılık, ihtişam ve gurur vurguyu bol kepçeden almış.

Arayıp taradım kitapçı raflarını, internet sayfalarını, edebiyat dergilerini. Öldüğünden beri iki kitapta bir okuyageldiğim Gabriel Garcia Marquez’den Benim Hüzünlü Orospularım’ı attım ilk sepete. Arkadan da Tuna Kiremitçi’nin Sonun Geldi Sevgilim’ini. Ama başlangıç ateşini bunlar vermedi. Aslan arketipinden bir yazar mı arasam derken kendimi Junichiro Tanizaki’nin Naomi’siyle başbaşa buldum, 1920’lerin Japonya’sına uzandım. Continue Reading…

Yaz

14 Ağustos 2014 — Yorum yapın

Gözlerini kapa. Birbirine geçmiş ağlardan oluşan bir yumak hayal et. Tam önünde. Havada asılı. Işıklandır şimdi onu. Görüyor musun elektrik akımını? Ziv ziv ziv ziv. Ne kadar hızlı. Hava mı cıva mı?

Şişir şimdi o yumağı. Şişsin şişsin şişsin. Balon gibi hafiflesin, salınsın yukarı aşağı. Sanki altında görünmeyen bir zemin var da arada oraya dokunup bing bong zıplasın.

Yumak genişledikçe açıl kadrajdan geriye. Balonun iki yanında açık bekleyen kıskaçları gör. Gördün mü? Zoom in, zoom out. Odaklan. Merkezde kal. Continue Reading…