Hayal Karnesi

27 Kasım 2014 — 3 Yorum

İnsana dair bugünlerdeki mutlak hissiyatım;

Hayalkırıklığı.

Umutsuz mu geldi kulağa?

Değil.

Fazla fazla umutluluktan, umudun göz boyamasından, insan olduğumuzu unutmamızdan.

Unutkanlık işte.

Hatırlamaktan kaçış.
Continue Reading…

Kısmet

24 Kasım 2014 — 4 Yorum

Merdivenlerden çıkıyorum.

Birinci kat. Yerde siyah bir şemsiye. Islak, açık.

Dejavu?

Tırmanmaya devam.

İkinci kat. Kalp çarpıntısı, soluklanma ihtiyacı. Bu katın ışığı soğuk.

Beyaz mı?

Mavi. Duvarların rengi.

Bir kat daha. Merdiven bitiminde sağdaki ilk kapı. Tokmak üstünde sepet. Zilde isim. Kapı önünde ben tilki, kapının arkası kürkçü dükkanı.

Continue Reading…

Geveze

21 Kasım 2014 — 4 Yorum

Geceyarısına beş var. Yatmadan iki satır karalayabilir miyim?

Solumdaki küçük hoparlörde yaylı sazlar ve vokaller, yan duvarındaki kalorifer borularında çat-çut-çatlamalar, sağımdaki küçük yeşil mumlukta fıtır fıtır can çekişen ölgün mum fitili, laptopun ısınıp uçuşa geçen havalandırma sesi, yukarıda hala topuklu terlikleriyle dolaşan komşu, içeride hıthıthıt içini çekerek uyuyan Coffee.

Masamın üstü dağınık. Çalışılmış hissi, kokusu, dağınıklığı.

Çalışan insanın masasında neler olur mesela? Continue Reading…

Yardım

17 Kasım 2014 — 3 Yorum

Kendi kendine yetebilmek ne demektir?

Kendi başına her şeyi çekip çevirmek mi? Zorlukların üstesinden kendi başına gelebilmek mi? Kimseye ihtiyaç duymamak mı? Öz yeterlilikle sınırlanmak mı?

İnsan ihtiyaçsız olabilir mi?

İhtiyaçlar haritamızda Ay’ın konumuyla kendini ifade eder. Kimimiz için duygudaşlık ihtiyaçlarının giderilmesini sağlar, kimisi için sosyal paylaşımlar, kimisi için iş güç meşguliyetler, kimisi için harekete dönük eylemler. Başlangıç noktamızda her zaman kendi ihtiyaçlarımız vardır. Bu başkalarının ihtiyaçlarını gidererek, yardım ve hizmet ederek kendini iyi ve güvende hissetmekten geçse de böyledir. Önce kendimiz. Continue Reading…

Hasta İzni

14 Kasım 2014 — 6 Yorum

Üretim ne zaman durur?

Sistemde bir aksaklık olduğunda.

Vücut sistemim aksamada iki haftadır. Hastalandım. Bir hafta yattım. Sonunda iyileştim -sandım. Tekrar nakavt oldum, toparlama çabalarındayım.

Herşey durdu. Blog, yoga, astroloji, seans, Coffee’yle yürüyüşler, randevular. Bedenim bana dur dedi, rutinlerim kilitlendi. Hayat durdu durmasına da beynim, elim, ayağım duramadı bir türlü. Sanki hastalığa teslim olamadım, kabul etmedim iyi olmadığımı. Her gün bitki çayı, her akşam sıcak çorbayla beslenir, kat kat kıyafet ve çorapla battaniye altı yatay pozisyonda kalır, bir güzel uyur dinlenirsen iyi olursun diye düşünüyor insan. Olursun tabii, eğer bunları hakkıyla yapar, dinlenir, kendini dinlersen.

Bütün bu dinlenmeyle arama giren ne biliyor musunuz?

Continue Reading…