Geçen haftasonu yin yoga ve meditasyon kampında, Büyükada’daydım. Şehre bir o kadar yakın, bir o kadar uzak. Gri yağmur bulutlarının altındaki İstanbul, beton gofretlerden oluşan apokaliptik bir edadaydı uzaktan. Oysa ada martıların çığlıkları, salyangozların fışırtıları, atların tıkıdık tıkıdık geçişleri, kedilerin, köpeklerin mavhavlarıyla capcanlıydı. Sakindi, yaşam vardı.

Aslında adayı çok yaşadığım söylenemez. Kaldığımız mekana Cuma öğleden sonra girdim, Pazar öğleden sonra çıktım. Arada adada kahvaltı dükkanı olan arkadaşıma tek başıma yürüdüm. Yalnız gidiş iyi geldi. Ada da ben de öyle doluduk ki.. Köpüklü Türk kahvesini içip o gün denenmiş tiramisudan dilimleri çatalladım. Kısa ve telvesi bol bir sohbetti bizimkisi. Acelesiz, telaşsız, koşuşturmadan uzak, samimi. Bu kısacık sosyalleşme yaptığım çalışmadan şöyle bir dışarı çıkardı beni. Devamındaysa daha derinlemesine içine aldı.

Ne niyetle gittim? Ne edinimle çıktım? Continue Reading…

Ejderha ipin üstünde geri geri yürüyordu.

Bir sağ, bir sol, bir sağ, bir sol.

Her nefes verişte ağızdan çıkan ateş, her geri adımda gözünde çakan kıvılcım.

Tam, tum, tam, tum.

Omuzlarını geri çevirirken ön ayakları havalanıp geriye doğru daireler yapıyordu.

Dairenin dansıydı bu.

Dönüşümün dansı.

Ha, hu, ha, hu.

Karşısındaki beden gibi gövde, kol gibi dallar, saç gibi yeşillerle yerin dikilmiş yüzüne meydan okuyordu.

Kimin yüzüydü bu? Continue Reading…

Etraf ıpıslaktı. Bu da benim kuytulardan çıkıp ilerlemem için harika bir fırsat. Sulanmış zeminde kayarak ilerlemek, antenlerimi çıkarıp rüzgarı hissetmek.

Fış.

Sırtım daha bir güzel parlıyordu. Kıvrımlarım yağmurla yıkanmış, tozlar omuzlarımdan dökülmüştü.

Püf. Continue Reading…

KaraBogaz

Siz de bir nevi kabuklardan sıyrılma, ruhunuzun tüm karanlıklarıyla beraber çıplak kalma hislerini içten içe seziyor musunuz? Ya da aksine, bu şekilde karanlığınızın açığa çıkma korkusuyla daha fazla kontrole, baskılamaya başvurup içinizdeki kabuk değiştirme girdabıyla mücadele ediyor, hatta fanatik bir şekilde bu korkularla savaşıp onları ittikçe daha da yerin dibine itiyor musunuz?

Mantıklı olmak güç, farkında olmak zor. Tutkular, ihtiraslar, her ne pahasına olursa olsun tutunma, dayanma, direnme konuları dönüşüm yolunda vurgu yapıyor.

İstanbul saatine göre 24 Ekim 2014 Cuma sabahı (Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece) saat 00.56’da Akrep’te gerçekleşecek Yeniay ve Güneş Tutulması işte böylesi konuları gündemimize getiriyor.

Dönüşüm, değerler, ilişkiler. Continue Reading…

Erken kalkılan sabah, ılık güneş, koşturmasız gün. Yapılacaklara tatlı tatlı el atmak, Coffee’yi arabaya atıp teker teker adreslere uğramak, eve dönüp yazıya oturmak için birebir.

Baktım, bugün Ay Başak’ta. Verimli olarak, eleyip temizleyerek, işleri yoluna koyarak, ayıklayıp iyileştirerek kendimizi iyi ve güvende hissetmek için harika zaman. Faydalı bir bütünlenme. Continue Reading…